Sinema popcorn kokusu hakkında düşünmek garip gelebilir ama bu koku beni on yılda birçok kez sinemanın içine çekti. Koku bazen bilet almaktan önce geliyor. Binlerce sinema ziyaretim oldu. Bazı filmleri unuttum. Bazı salonların konforunu unuttum. Ama o mısır kokusu her seferinde aynı his yaratıyor: film başlamadan önceki o beklenti. Sinema popcorn kokusu bir kondisyonlama meselesi sanırım. Çocukken sinemaya gittiğimde koku ve heyecan birlikte yerleşmiş beyinde. Şimdi o kokuyu her duyduğumda o heyecanın küçük bir kıvılcımı geliyor. Yıllar içinde bu denklem değişmedi. Küçük bir gözlem yaptım zamanla: bu koku foyer'de en güçlü. Salona girdikten sonra azalıyor, film sırasında neredeyse hiç duyulmaz. Koku lobi deneyiminin bir parçası, film deneyiminin değil. İki ayrı his. Popcorn almıyorum her seferinde. Bazen sadece kokuyu içine çekiyorum, oturuyorum, yeterli. Sinema popcorn kokusu kendi başına bir deneyim; onu satın almak zorunda değilsin. Bir defasında film çok ciddiydi, ağladım. Sonra biri kapıyı açtı, dışarıdan koku geldi. O an hem güldüm hem ağladım. Hayat ve sinema arasındaki o geçişkenlik, o koku tarafından işaret edildi. Belki de sinema popcorn kokusu bu kadar güçlü çünkü filmlerin yaratığı her duygu bu kokuyla ilişkilenmiş. Koku geldiğinde ne hissettiklerim değil, ne hissedebileceğim geliyor.