Tiyatro seyirci davranışı, özellikle son yıllarda hem oyuncular hem de diğer seyirciler tarafından dile getirilen ciddi bir sorun. Cep telefonu sesleri, fısıldaşmalar, geç girenler, yüksek sesle yorum yapanlar, bunların toplamı, tiyatro deneyimini hem sahne hem de seyircinin büyük çoğunluğu için aşındırıyor. Tiyatro seyirci davranışının bozulması tek bir nedene bağlanamaz. Bir yanda tiyatronun kural ve etket çerçevesinin yeni seyircilere aktarılmaması var. Öte yanda, sinema ve ev eğlencesine alışmış izleyicilerin tiyatronun katılımsal sessizliğini benimsemekte güçlük çekmesi. Telefonlar artık cebe girmeden önce bir yatıştırıcı; onu salonun dışında bırakmak çoğu kişiye için bile bile bir özgürlük kısıtlaması gibi hissettiriyor. Oyuncular için tiyatro seyirci davranışı problemi çok somut: Dikkat dağınık, enerji düşüyor, an yitiriliyor. Kritik bir sahne sırasında duyan bir ağlama sesinin yarattığı sessizlikle, yüksek sesle gülen birinin bozduğu atmosferin farkı, oyunun bütünü üzerinde etkide bulunuyor. Ne yapılabilir? Salon girişinde net ve tekrar eden hatırlatmalar. Telefon kesesi uygulaması, bazı küçük sahneler bunu deniyor ve başarılı buluyor. Salon görevlilerinin aktif müdahale yetkisi. Geç giriş konusunda katı eşikler. En önemlisi: Tiyatro seyirci davranışını şekillendirmek bir eğitim meselesi. Seyirciyle kurulan ilişkinin kalitesi, bu eğitimin kalitesini belirliyor.