"Melek" adı, bir hikayeyi çağrıştırıyor: Deneyimli, iyi niyetli bir kişi genç girişimciye hem sermaye hem bilgelik sunuyor, karşılığında mütevazı bir pay alıyor. Melek yatırımcı eleştirisi bu hikayenin gerçeği ne kadar yansıttığını sorguluyor. Gerçeklik daha karmaşık. Melek yatırımcıların büyük çoğunluğu finansal getiri beklentisiyle hareket ediyor, ve bu tamamen meşru. Sorun, bu çıkar yapısının girişimciye her zaman açıkça sunulmaması. "Sana yatırım yapıyorum ama aynı zamanda seninle stratejik ortak olmak istiyorum" cümlesi çoğunlukla bir pay ve kontrol alma sürecinin başlangıcı. Melek yatırımcı eleştirisi bağlamında en sık yaşanan sorun yönetişim. Erken aşamada girişime dahil olan yatırımcı, kurucunun kararlarını etkileme ya da bloke etme kapasitesine sahip olabiliyor. Bu; ekip kararlarında, pivot süreçlerinde ya da yeni yatırım turlarında beklenmedik sürtüşmelere dönüşebiliyor. Bir de değerleme meselesi var. Erken aşamada düşük değerleme üzerinden alınan pay, girişim büyüdüğünde kurucu açısından çok daha pahalı bir maliyet haline geliyor. Melek yatırımcının bu matematikten haberi var; kurucunun ise ilk teklifi kabul etmeden önce tam olarak ne imzaladığını anlaması kritik. Yapıcı bir not: Melek yatırımın kötü olduğu iddiasında değilim. Doğru kişiyle yapılan iyi bir melek yatırımı, yalnızca finansman değil gerçekten değerli bir danışmanlık da sunabiliyor. Ama melek yatırımcı eleştirisi girişimcilere şunu söylüyor: Her teklifi referans almadan değerlendirmeyin, pay sözleşmelerini hukuki danışmanlık almadan imzalamayın ve yatırımcının portföyündeki başarı oranını sorun.