Dizi izleyerek Korece öğrenmek benim için bir tesadüfle başladı. Bir diziyi altyazılı izliyordum, birkaç kelime kulağımda kaldı. "Bu nasıl bir dil?" diye merak ettim. Başta eğlenceli bir hobi gibi başladı. Alfabe öğrendim, kolaydı. Fonetik mantıklıydı. İlk hafta heyecanlandım. "Bunu öğrenirim" dedim. Dizi izleyerek Korece öğrenme sürecinin gerçeği şu oldu: dizi izlemek dil öğretmiyor, destekliyor. Temel yapıyı ayrıca öğrenmek şart. Dizi yalnızca kulağı geliştiriyor ve motivasyonu tazeliyor. O motivasyon çok değerliydi. Temel ders kitabı çalışması sıkıcı olduğunda, seyrettiğim diziden bir sahneyi hatırlıyordum. O sahne neden öğrenmek istediğimi hatırlatıyordu. On sekiz ay içinde temel konuşmaları anlayabilir oldum. Altyazısız izlemek henüz zor, ama altyazıya bakmam gereken an azaldı. Dizi izleyerek Korece öğrenmenin en işe yarayan yanı şuydu: bağlam. Bir kelimeyi sözlükten değil, dramatik bir sahneden öğrenince kalıcı oluyor. Duygusal bellek devreye giriyor. Bir de şunu fark ettim: Korece dizi izlemek Kore kültürüne merak uyandırdı. Dil öğrenirken kültür de geldi. Bu ikisi birbirini besledi. Hâlâ öğreniyorum. 18 ay bitti ama süreç bitmedi. Bitirmek de istemiyorum artık.