Domestikasyon ve yabancılaştırma, çeviri stratejilerinin iki karşıt ucunu temsil eder. Bu ayrım, Lawrence Venuti'nin 1995 tarihli çalışmasıyla çeviri bilimi söyleminin merkezine yerleşmiş olmakla birlikte, tartışmanın kökleri Schleiermacher'in 1813 tarihli metnine uzanır. Domestikasyon, hedef kültür normlarını ve beklentilerini karşılayacak biçimde kaynak metnin uyarlanmasını öngörür. Bu stratejiyle üretilen çeviriler, hedef dil okuyucusuna doğal ve akıcı gelir; kültürel referanslar yerelleştirilir, yabancı biçimler tanıdık kalıplara dönüştürülür. Venuti bu yaklaşımı çevirmenin görünmezleşmesi olarak kavramsallaştırır: metin o kadar akıcıdır ki okuyan bir çeviriyle karşı karşıya olduğunu unutur. Yabancılaştırma ise kaynak kültürün izlerini bilinçli biçimde koruma kararı üzerine kuruludur. Bu strateji, hedef okuyucuyu metne götürmek yerine metnin yabancılığını okuyucuya taşır. Sözdizimsel tercihler, kültürel referanslar ve biçemsel özellikler mümkün olduğunca kaynak kültür normlarına yakın tutulur. Venuti, yabancılaştırmayı etik bir tercih olarak konumlandırır: hedef kültür egemenliğinin kaynak kültürü asimile etmesine karşı bir direniş pratiği. Praktik çeviri kararlarında domestikasyon ve yabancılaştırma arasındaki seçim çoğunlukla metin türüne, hedef kitleye ve yayın bağlamına göre şekillenir. Eğlence amaçlı çeviriler ve çocuk edebiyatı domestikasyona daha yatkın alanlardır; akademik metin çevirileri ve saygı göstergesi olarak yapılan klasik edebiyat çevirileri ise yabancılaştırma stratejisine daha yakın durur. Bununla birlikte bu iki strateji pratikte asla saf hâlde işlemez. Çevirmenler, metin içinde farklı düzeylerde domestikasyon ve yabancılaştırma kararları alır. Söz dizimi düzeyinde yabancılaştırma benimsenirken kültürel referanslar düzeyinde domestikasyon tercih edilebilir. Bu çoğul yapı, çeviri analizini salt ikilikler üzerinden değil; kararların tutarlılığı ve işlevselliği açısından değerlendirmeyi gerektirir. Domestikasyon yabancılaştırma tartışması, yalnızca teknik bir tercih değil; çeviri etiğinin, kültürel güç ilişkilerinin ve kimlik politikalarının kesiştiği bir tartışmadır.