Hedef dili konuşulan bir ülkeye git, kendini o dile göm, birkaç ay içinde akıcı olursun. İmmersion yöntemi eleştirisi, bu anlatının hem kısmen doğru hem de önemli biçimlerde yanıltıcı olduğunu söylüyor. Doğru olan kısım: Gerçek bağlamlarda yoğun maruz kalma, dil öğrenmesi için son derece verimli koşullar sunuyor. Günlük yaşam içinde sürekli input almak, dili işlevsel bağlamda görmek ve kullanmaya zorlanmak, bunlar etkili öğrenme mekanizmaları. Bu gerçek. Ama immersion yöntemi eleştirisi şunu gösteriyor: Doğal bozulma olmadan immersion çalışmıyor. Eğer hedef dilde temel iletişim kurabilecek kadar altyapı yoksa, birey bulunduğu ortamda diğer anadil konuşucularıyla kümelenebiliyor. Bu, fiziksel olarak hedef dil ülkesinde olmak ama gerçek anlamda immersed olmamak demek. Bir başka sorun: İmmersion yöntemi bireyden bağımsız değil. Dışa dönük, yeni bağlantılar kurmaktan çekinmeyen, yüksek belirsizlik toleransına sahip ve hata yapmaktan utanmayan bir profil için çok daha iyi çalışıyor. Çekingen, hata yapmaktan rahatsız olan ya da sosyal temas kurmakta zorlanan biri için aynı ortam çok daha az verimli. Bir de erişim meselesi var. İmmersion için zaman ve maddi kaynak gerekiyor. Bu imkân herkes için mevcut değil. İmmersion yöntemi eleştirisi bu anlamda, yöntemin sınıf erişimini görmezden gelen bir privilej varsayımını taşıdığına dikkat çekiyor. Yöntemi uygulamak isteyenler için yapıcı öneri: Tam immersionu mümkün kılmak adına öncesinde sağlam bir dil tabanı oluşturmak ve bilerek yabancı dil konuşucularıyla bağlantı kurmak, sonuçları ciddi biçimde iyileştiriyor.