Serbest danışmanlığa geçiş kararı verilmesi kolay, uygulanması zor. Bunu en iyi öğrendiğim şey, istifa mektubumu imzaladıktan sonraki ilk sabah oldu. O sabah uyandım, ofise gitmek zorunda değildim. İlk his özgürlük değil, şaşkınlıktı. Yedi yıldır her sabah bir yere gitmek için uyanan biri olarak, bu boşluk tuhaf hissettirdi. Serbest danışmanlığa geçiş sürecinin ilk ayı yapısal bir kaos oldu. Kendi saatlerimi yönetmek, müşteri bulmak, fatura kesmek, sözleşme hazırlamak, bunların hepsini şirkette başkaları yapıyordu. Şimdi hepsini ben yapıyordum. Yöneticilikten taşıdığım beceriler işe yaradı: sunum, proje yönetimi, müzakere. Ama şu beklenmedik geldi: güven inşası. Şirkette unvan güven veriyordu. Serbest çalışırken unvan yok, sadece sen varsın. İlk müşterimi bulmak üç ay sürdü. Bu süre beklenmedik kadar uzundu. Tanıdıklarıma ulaştım, ağımı zorladım, teklifler gönderdim. Bazıları dönmedi, bazıları "bütçemiz yok" dedi. Serbest danışmanlığa geçiş sürecinin bana öğrettiği en büyük şey: bağımsızlık bir kazanım, bir veri. Her ay ne kazanacağını bilmeden yaşamak alışkanlık gerektiriyor. Altı ay sonra bu alışkanlık geldi. Şimdi geriye dönmek istiyor muyum? Hayır. Ama serbest danışmanlığa geçiş romanının ilk bölümünü atlayıp sadece son sayfayı okumak isteyenler için söyleyeyim: orta kısım zorlu ama gerekli.