Yıldız haritası kullanımı benim için bir noktada bağımlılık haline gelmişti. Bir uygulamaya telefonu tutuyordum ve o bana her şeyi söylüyordu. Bu yıldız, o takımyıldız, şu gezegende bu görünüm. Pratik ama bir şeyleri kaçırıyordum. Bir gece telefonu unutarak dışarı çıktım. Şarjı yoktu. Gökyüzüne baktım ve birkaç saniye ne göreceğimi bilemedim. Farklı hissettirdi bu. Çaresiz değil, ama açık bir his. Yıldız haritası kullanımı olmadan neyi tanıyabildiğimi test ettim. Büyük ayı buldum. Oradan kuzeyi, kutup yıldızını çıkardım. Orion'u buldum çünkü üç hizalı yıldızı tanıdım. Ama başka takımyıldızlar belirsizdi. O gece gökyüzü benim kafamdaki değil, gerçekten oradaydı. Uygulamanın gerçek zamanlı etiketleri olmadan sadece ışıklara bakıyordum. Ve o ışıklar anlam kazandıkça, gökyüzüyle farklı bir ilişki kurduğumu hissettim. Yıldız haritası kullanımı elbette çok faydalı. Ama harita olmadan da biraz bakabilmek, yönünüzü biraz bulabilmek, en azından ana referans noktaları tanıyabilmek, bunlar çok farklı bir beceri. Eski denizciler ve gezginler bu becerine hayatta kalmak için gereksinim duyardı. Biz için sadece daha derin bir bağ oluşturuyor. O geceden sonra her ay en az bir kez haritasız çıkıyorum. İlk on dakikayı sadece gözümle arıyorum. Sonra uygulamayı açıp karşılaştırıyorum. Bir nevi kendi kendime test. Her seferinde biraz daha tanıdık oluyor gökyüzü. Gökyüzünü haritasız okumak kadim bir beceri. Onu en küçük ölçekte de olsa yaşamak, yıldızlarla sizi doğrudan bağlıyor.