Anna Karenina inceleme yaparken romanın yüzeyindeki aşk hikayesinin altında çok daha ağır bir tartışmanın yattığı hemen anlaşılır: 19. yüzyıl Rus toplumunun ahlaki düzeninin eleştirisi. Romanın İkili Ekseni Anna Karenina incelemesinin başlangıç noktası romanın yapısal ikiliği olmalı. Tolstoy bir değil iki paralel anlatı yürütüyor: Anna'nın aşk trajedisi ve Levin'in toprak, çalışma ve inanç soruları etrafında şekillenen felsefi arayışı. Bu iki eksenin birbirine eklemlenmesi romanın yalnızca bir dram değil, bir dünya görüşü tartışması olduğunu ortaya koyuyor. Ahlak Çerçevesi: Kim Yargılanıyor? Anna Karenina inceleme sürecinde romanın sunduğu en çarpıcı paradoks şu: Tolstoy bir yandan Anna'nın yargılandığı toplumsal kuralları gösteriyor, diğer yandan kendisi de bir ahlaki çerçeve içinde kalıyor. Roman Anna'yı trajik bir kahraman olarak çizerken aynı zamanda onun sonunu toplumsal dışlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak kurgular. Ahlaki çerçeve çifte standartta işliyor. Oblonsky aynı tür dışavurumcu davranışlar sergilerken toplumsal hayatına devam ediyor. Erkek için yarım kalan cezanın kadın için tam uygulanması, romanın toplumsal eleştirisinin en keskin köşesi. Levin ve Mistik Arayış Anna Karenina incelemesinde Levin karakteri sıklıkla göz ardı ediliyor; ama o, Tolstoy'un kendi sesi. Toprak reformu, köylü yaşamı ve nihayetinde ruhani bir aydınlanma deneyimi; Levin'in yolculuğu Tolstoy'un sonraki dönemindeki ruhani dönüşümünün habercisi. Ahlaklı yaşamın toprakla, emeğiyle ve imanla olan ilişkisi bu karakterde somutlaşıyor. Aristocrat şehir yaşamına karşı kırsal varoluş bir ideal olarak sunuluyor. Anna Karenina inceleme açısından roman hem zamanının bir belgesi hem de evrensel bir ahlak tartışmasıdır. Tolstoy'un yanıtları tartışılabilir; ama sorduğu sorular hâlâ güncel.