EMDR terapi deneyimim hakkında yazmadan önce şunu söylemem gerekiyor: Başlamadan çok ürktüm. İnternette okuduklarım kafamı karıştırmıştı. "Göz hareketleriyle travma tedavisi" derken ne anlayacaktım ki? Terapistim süreyi açıkladı, ama kelimeler soyuttu. Asıl EMDR terapi deneyimi başladığında, beklenmedik derecede bedensel bir şeydi. İlk protokol seansı şöyle geçti: Terapistim benden rahatsız edici bir anıyı getirmemi istedi, tam olarak değil, çerçevesini. Sonra bir ritim başladı, iki taraflı uyarı. Ben anıyı tutmaya, bedenimde nerede hissettirdiğine dikkat etmeye çalışıyordum. Ardından terapistim "ne geliyor?" diye soruyordu. Bazen hiçbir şey. Bazen beklenmedik bir şey. En tuhaf olan şuydu: Anı değişiyordu. Önce çok canlıydı, sonra bulanıklaştı. Sonra daha da değişti, sanki uzaktan bakıyordum, içinde değil. EMDR terapi deneyiminin insanlara anlattığı ama anlatamadığı kısım bu işte: Anıyı silmiyor, ama anının yüklediği tepkiyi değiştiriyor. Birkaç seansın ardından o anıya bakınca artık aynı beden tepkisini vermiyordum. Düşünce olarak hâlâ oradaydı, ama sanki pil bitmiş gibi. Ne hissedeceğimi bilmiyordum ama korku yoktu artık, o kasılma yoktu. Zor olan dönemler de oldu. Bazı seanslar sonrasında o gün için işlevsiz hissettim, yorgundu, bulanıktı. Terapistim bunu önceden söylemişti ama yaşamak farklı. "İşleme devam ediyor" diyordu. Doğruydu. EMDR terapi deneyimi, konuşma terapisinden çok farklı bir yerde oturdu bende. Bedenin de içinde olduğu bir süreç. Ve bazı şeyler, sadece konuşarak tam olarak çözülemiyor.