Tiyatro popüler kültür ilişkisi, son yıllarda Türkiye'de giderek daha belirgin bir gerilim noktasına dönüştü. Seyirci çekmek için komedi ağırlıklı, tanınan yüzlerle dolu ve magazin değeri yüksek prodüksiyonlara yönelim artıyor. Bu tercih kaçınılmaz bir uzlaşma mı, yoksa tiyatronun kendine ihanet etmesi mi? Tiyatro popüler kültüre taviz verdiğinde ne oluyor? Kısa vadede izleyici sayısı artıyor olabilir. Uzun vadede ise tiyatronun sunabileceği şeyi seyirci gözünde küçülüyor. Beklentiler aşağı çekiliyor. "Tiyatroya gidince güleriz" şablonu yerleşiyor. Bir de seyircinin hafife alınması sorunu var. Popüler kültüre yönelik tiyatro üretimi, çoğu zaman izleyicinin derinlikli anlam arayışı taşımadığı varsayımına dayanıyor. Bu varsayım hem hatalı hem de küçümseyici. İnsanlar meydan okumayı ve düşünmeyi seve seve ödüller. Yeter ki ona erişim kapısı açılsın. Tiyatro popüler kültür dengesini doğru kuran prodüksiyonlar var ve bunlar hem seyirci çekiyor hem de sanatsal iddia taşıyor. Stand-up'ı tiyatroya entegre eden oyunlar, kültürel referansları derinlikli temalarla harmanlayan metinler buna örnek. Ticari başarı ile sanatsal bütünlük birbirini dışlamıyor. Ama kitleyi çekmek için her şeyi fedaya yönelen kurumlar, uzun vadede hem seyircisini eğitme sorumluluğunu hem de sanatsal kimliğini kaybediyor. Tiyatro popüler kültürden beslenebilir ama ona teslim olmamalı. Fark burada.