Aynı kitabı okuyup tartışmak, paylaşılan bir deneyim üretmek, farklı yorumları duymak, kitap kulübü sürü etkisi tartışması, bu değerleri yadsımıyor. Ama grubun okuma deneyimine ne yaptığını sormak meşru. Kitap kulübü ortamında en güçlü ifadeler bazen grubu yönlendiriyor. Birinin oteriteli, duygusal ya da çarpıcı yorumu, diğerlerinin henüz oluşmamış kendi yorumlarını geri plana itebiliyor. Özellikle gruba yeni katılan biri, fikirlerini paylaşmadan önce grubun nabzını almaya eğilimli oluyor. Kitap kulübü sürü etkisi bu toplumsal dinamikten besleniyor. Bir başka sorun, seçim sürecinde tekdüzeliğe düşme riski. Kalabalığı memnun etmek için "erişilebilir" ve "tartışmaya açık" kitaplar tercih ediliyor. Bu tercih, zorlu, uzun ya da aşina olmayan kitapları dışlıyor. Grubun estetik alanı daralabiliyor. Kitap kulübü sürü etkisine karşı bir argüman da var: Kitabı yalnız okuduğunuzda da kendi önyargılarınızın içinde hapsolabilirsiniz. Grup tartışması en azından farklı okuma deneyimleriyle karşılaşmayı zorunlu kılıyor ve bazı vakalarda kitabın görünmez boyutlarını açığa çıkarıyor. Bu gerçek bir değer. Farklı seçenek şu: Kitap kulüplerinin, yorumlar paylaşılmadan önce bireysel notların yazıldığı yapılar benimsemesi, grup dinamiğinin yorumu daha az şekillendirmesini sağlıyor. "Hangi kitabı okuyoruz" sorusunun cevabını da dönüşümlü bireysel seçime bırakmak çeşitlilik için işlevli. Kitap kulübü sürü etkisi kaçınılmaz değil; ama tasarım farkıyla azaltılabilir.