Uluslararası tarım biyoteknolojisi araştırma konsorsiyumu, CRISPR fotosentez verimliliği üzerine yürüttüğü çalışmada çarpıcı bir sonuca ulaştı. Kontrollü koşullar altında gerçekleştirilen deneyler, düzenlenen bitkilerde fotosentez çıktısının kontrol grubuna kıyasla yüzde 20 arttığını ortaya koydu. CRISPR fotosentez verimliliği araştırmasının odağındaki teknik müdahale, fotorespirasyon döngüsünü kısaltmayı hedefledi. Fotorespirasyonun fotosentezin gerçek verimlilik düşmanı olduğu biliniyordu; bu süreç, bitkilerin enerji üretimi yerine enerji harcamasına neden oluyor. Araştırmacılar, CRISPR-Cas9 aracılığıyla fotorespirasyon döngüsünde kritik rol oynayan birkaç enzim genini düzenleyerek karbonun bitkide tutulma oranını artırdı. Deneyde tütün bitkisi model organizma olarak kullanıldı. Tütün, CRISPR fotosentez verimliliği araştırmalarında hızlı büyüme döngüsü ve kolay genetik manipülasyona izin vermesi nedeniyle standart model organizma konumunda. Asıl hedef ise tahıl ve baklagil bitkileri; bu türlere uygulanabilirlik için ek deneylerin tamamlanması gerekiyor. Sonuçların tarımsal etkileri potansiyel açısından büyük. Küresel gıda sistemi, iklim baskısı altında verimlilik platosuna yaklaşırken CRISPR fotosentez verimliliği artışı yeni bir ivme sağlayabilir. Eğer bu kazanım başarıyla tahıl bitkilerine aktarılabilirse küresel ölçekte hektar başına üretimde kayda değer artış mümkün hale gelebilir. Düzenleyici çerçeve de tartışmanın bir boyutunu oluşturuyor. CRISPR fotosentez verimliliği müdahalesinin içeren bitkilerin, geleneksel GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) düzenlemelerine mi yoksa yeni nesil biyoteknoloji standartlarına mı tabi olacağı yargı bölgesine göre farklılaşıyor. AB'nin bu konudaki yaklaşımı, küresel ticaret ve ekim kararları üzerinde belirleyici olacak. Araştırma ekibi, bulguların sahaya taşınması için en az 8-12 yıllık bir süreç öngörüyor; bu süreç alan denemelerini, düzenleyici onay süreçlerini ve tohumluk sistemine entegrasyonu kapsıyor.