Sosyal medya detoksu kararı ani geldi. Bir gece, elim refleksle uygulamalara gidip gidip geliyordu. Yeni bir şey yoktu, biliyordum, ama yine açıyordum. O an kendimi dışarıdan gördüm ve rahatsız oldum. Ertesi sabah bütün sosyal medya uygulamalarını sildim. Planım bir ay. Yazdım bir yere, tarihini de koydum. Sosyal medya detoksunun ilk günü beklenenden sakin geçti. İkinci gün, elim o boşluğa birkaç kez gitti. Alışkanlıktan, uygulamayı açmak için değil, o konuma dokunmak için. Parmak hafızası diyebilirsiniz. Üçüncü gün tuhaf bir şey oldu. Kahvaltıda masaya oturdum ve... sadece kahve içtim. Ekrana bakmadan. İlk başta rahatsız edici geldi. Sonra güzel hissettirdi. Sonra fark ettim: ne zamandan beri tek başıma oturmuştum? Sosyal medya detoksu bir hafta sonunda birkaç şeyi gözlemlememe neden oldu. Birincisi, "kaçırdığım" şeyler sandığımdan az çıktı. Gerçekten önemli haberler başka yollarla ulaşıyordu zaten. İkincisi, boş vakitlerde ne yapacağımı bilmiyordum, bu, sanırım en önemli keşifti. Sosyal medya, canım sıkıldığında otomatik doldurucu görevi görüyordu. O bir ay süresince çok kitap okudum, bazı eski arkadaşlara mesaj attım, birkaç şeyi yazdım. Bunları sosyal medya varken de yapabilirdim. Ama yapmıyordum. Bir ay sonra döndüm mü? Evet, döndüm. Ama farklı bir şekilde. Artık refleksle değil, kasıtlı açıyorum. Ve kapattığımda da aynı şekilde kapıyorum.