Nutuk tarihsel kaynak eleştirisi, Türkiye'nin kuruluş dönemini inceleyen tarihçilerin en çok kafa yorduğu metodolojik sorulardan birini kapsıyor. Bu konuşma metni hem olağanüstü bir tarihsel belge hem de kullanımı dikkat gerektiren bir kaynak. Nutuk tarihsel kaynak eleştirisi yaparken önce metnin ne olduğunu doğru anlamak gerekiyor. Nutuk, 1919-1927 yılları arasındaki olayları anlatan uzun bir söylevdir. Hem birincil kaynak hem de yorumlama içeriyor; hem tanıklık hem de savunuculuk yapıyor. Bu ikili yapı, metnin kullanımında metodolojik bir bilinç gerektiriyor. Nutuk tarihsel kaynak değeri açısından belgenin kurumsal önemi tartışılamaz. Dönemin kilit kararlarına doğrudan tanık olan ve bu kararları yönlendiren ismin anlatısı, başka hiçbir kaynakla elde edilemeyen bir perspektif sunuyor. Bu perspektif, kendi sınırlılıkları içinde değerlendirildiğinde son derece değerli. Ama Nutuk'un sınırlılıkları da akademik literatürde belgelenmiş. Metin, 1927 yılında yazılırken bazı belgelerin derlenmesi, bazı yazışmaların seçilerek dahil edilmesi ve dönemin siyasi konjonktüründeki rakiplerle hesaplaşma süreciyle iç içe geçmiş durumda. Bu durum, olayların sunumunun zaman zaman savunmacı bir perspektifle şekillendiği anlamına geliyor. Nutuk tarihsel kaynak eleştirisi bağlamında karşılaştırmalı kullanım şart. Dönemin diğer aktörlerinin anıları, dönemin yabancı arşiv belgeleri ve farklı taraflardan gelen tanıklıklar Nutuk'un anlattıklarını hem doğruluyor hem de bazı noktalarda farklı bir çerçeve sunuyor. Bu çok kaynaklı yaklaşım herhangi bir tarih araştırmasının temel pratiği; Nutuk için de bu standart geçerli. Nutuk'u tarih yazımından çıkarmak değil, doğru metodolojik çerçevede konumlandırmak gerekiyor. Bu hem metnin gerçek tarihsel ağırlığını korumak hem de eleştirel okuma kültürünü geliştirmek açısından önemli. Bir belgenin büyük tarihsel önemi, onu eleştirel incelemeden muaf kılmaz; aksine bu incelemeyi daha gerekli kılar.