Danışmanlık aldığım kişi bana şunu söyledi: "Franchise al, riski azaltırsın. Sistem hazır, destek var." Aylarca bu seçeneği düşündüm. Rakamlar iyi görünüyordu, marka tanınırlığı avantajlıydı. Neden hayır dedim? Franchise mi kendi marka mı sorusu benim için kimlik sorusuna dönüştü. Franchise sistemine dahil olduğunda birisinin kuralları içinde çalışıyorsun, menü, fiyat, görsel, hatta çalışma saatleri. Ben kendi kararlarımı vermek istiyordum. Belki bu naif bir istek ama gerçek bir ihtiyaçtı. Franchise mi kendi marka mı konusunda araştırdığım kişilerle konuştum. Franchise alan bazı girişimciler çok memnundu. Ama bir kısmı şunu söyledi: "İlk yıllar kolay geçti, sistem bizi taşıdı. Ama birkaç yıl sonra sisteme hapsoldum hissettim." Kendi markamı kurarken ne kadar zorlandım? İlk yıl reklam bütçesi yoktu. Bilinirlik sıfırdı. Her şeyi defalarca değiştirdim, logo, slogan, ürün paketi. Bazı kararlar yanlış çıktı, para kaybettim. Ama her karar benim karardı ve hata aldım ders. Franchise mi kendi marka mı sorusunun doğru cevabı kişiye göre değişiyor. Benim için doğrusu şuydu: başarısız olursam kendi başarısızlığım olsun, başarılı olursam kendi başarım. Bu hesap benim için denklemi çözdü. Yılın sonunda kendi markam küçük ama köklü bir yere ulaştı. O köklerin benden büyümesi daha uzun sürdü ama şimdi gerçekten benim.