Vitruvius oran iç mekân tasarımı, antik Roma mimarisi geleneğinin sayısal uyum anlayışını çağdaş yaşam alanlarına taşıma çabasını yansıtır. Marcus Vitruvius Pollio'nun "De Architectura" adlı yapıtında derlediği orantı ilkeleri, insan bedenini ölçüm referansı olarak alarak mimari birimleri tanımlar. Vitruvius oran sisteminin merkezi kavramı olan modüler düşünce, yapının bütününü ve tüm parçalarını tek bir temel ölçüye bağlar. Modern iç mekân tasarımında Vitruvius oran ilkeleri doğrudan uygulanmaktan çok kavramsal bir yol gösterici olarak kullanılır; oran tutarlılığının insan algısı üzerindeki olumlu etkileri günümüz araştırmalarıyla da desteklenmektedir. Pratik uygulama açısından Vitruvius oran iç mekân tasarımında altın oran (φ ≈ 1.618) ve Fibonacci dizisiyle kesişimler dikkat çekicidir. Her ne kadar Vitruvius bu matematiksel yapıları açıkça formüle etmemiş olsa da önerdiği oranlar bu değerlere yakınsar. İç mekânda mobilya boyutlandırması, açıklık genişlikleri ve tavan yüksekliği ilişkileri bu çerçevede değerlendirilebilir. Bir odanın tavan yüksekliğinin tabanlık genişliğine oranı, Vitruvius oran iç mekân yaklaşımının pratik karşılıklarından birini sunar. Geleneksel konut mimarisinde 2,7-3,0 metre tavan yükseklikleri için önerilen oran aralıkları, oran disiplinine sahip tasarımcılar için anlam taşır. Yüksek tavanlı mekânlarda oran dengesini korumak için friz, kornij ve lambri uygulamaları orantılı alt bölümleme aracı olarak devreye girer. Vitruvius oran iç mekân sentezi söz konusu olduğunda dikkat edilmesi gereken temel nokta, tarihsel orantı normlarının işlevsel gereksinimlere tabi tutulmasıdır. Deprem yönetmelikleri, termal konfor standartları ve erişilebilirlik gereksinimleri Vitruvian ideallerle çeliştiğinde mühendislik ve konfor öncelik kazanır. Ancak bu sınırlar içinde oran disiplinini sürdüren tasarımcılar, tarihsel birikimden beslenirken çağdaş bağlamda anlamlı bir dil kurabilir.