M13 küresel küme gözlemi için o geceyi planlamıştım. Herkül takımyıldızı gökyüzünün ortasındaydı, hava açık, şehir ışığından uzak bir noktaydı. Teleskopumu kurdum, haritamı açtım. M13'ü bulmak kırk dakika sürdü. Defalarca geçtim yanından, fark etmedim. Sonunda net görüş alanıma girdi: küçük, yuvarlak, dumanlı bir ışık noktası. Büyütmeyi artırdım. Ayrı yıldızlar belirmeye başladı, yüz binlerce yıldız, bir küre şeklinde bir araya gelmiş. M13 küresel küme gözlemi bende garip bir his bıraktı. Mutluluk değildi, merak değildi. Daha çok derin bir yalnızlık hissiydi. O yıldızların aralarındaki mesafeler ve bizim uzaklığımız düşününce, 22.000 ışık yılı, var olmanın ne kadar küçük bir şey olduğu hissettim. Sonra okudum: NASA 1974'te M13'e bir mesaj gönderdi, Arecibo mesajı. Ulaşması 22.000 yıl sürecek, cevap gelse 44.000 yıl daha geçecek. Bu ölçek kafamı devirdi. M13 küresel küme gözlemi benim için astronomi tutkusunu başlatan an oldu. Bir nesneyi ekranda fotoğrafta görmek ile teleskoptan kendi gözlerimle görmek arasında dağlar kadar fark var. Fotonlar 22.000 yıl seyahat etti ve gözümün retinasına çarptı. Bu bağlantı gerçek. O gece teleskop başında oturup uzun süre baktım. Sayılarda değil, o ışığın içinde.