Metinlerarasılık edebiyat analiz metodolojisi, bir metnin diğer metinlerle kurduğu ilişkilerin nasıl inceleneceğini sistematize eden teorik ve pratik çerçevelerin bütünüdür. Julia Kristeva'nın 1960'larda Bakhtin'in diyalojik söylem anlayışından türeterek geliştirdiği intertextualité kavramı, bir metnin hiçbir zaman özerk ve kendine kapalı olmadığını; her metnin önceki metinlerin dönüşümü ve seraplanması (absorption) yoluyla varolduğunu ileri sürer. Metinlerarasılık edebiyat analizi, kaynağa atıf yapma gibi dar bir anlayışın çok ötesine geçer. Alıntı (citation) ve örtük gönderme (allusion) gibi yüzeysel biçimler, metinlerarasılığın yalnızca en görünür katmanlarını oluşturur. Kristeva'nın formülasyonunda her sözcük ve her metin, diğer metinsel seslerin kesişim noktasında konumlanır; bu nedenle anlamın üretimi, özerk yaratıcı bir özneden değil; bu metinsel ağdan çıkar. Gérard Genette'in paratextualité ve hypertextualité kavramları, metinlerarasılık edebiyat analiz araçlarını sistematik biçimde sınıflandırır. Genette'in transtextualité tipolojisi beş ilişki türünü ayırt eder: intertextualité (doğrudan alıntı/örtük gönderme), paratextualité (başlık, önsöz, kapak gibi eşik metinler), metatextualité (bir metnin başka bir metni yorumlaması), hypertextualité (bir hipometnin hipertekste dönüşümü) ve architextualité (tür ve biçim beklentileri). Bu sınıflandırma, edebiyat analizinde metinlerarası bağın türünü ve işlevini hassas biçimde tanımlamaya olanak tanır. Metinlerarasılık edebiyat analiz metodolojisinde pratik uygulama, metin içi göstergeler ile okuyucu bilgisi arasındaki gerilimi yönetmeyi gerektirir. Bir metnin metinlerarası ağı, yalnızca yazarın kasıtlı göndermelerini değil; okuyucunun devreye soktuğu ilişkileri de kapsar. Riffaterre'in hipogramı (hypogram) kavramı bu gerilimdeki analitik noktayı belirler: Bir şiirin tam anlaşılması için okuyucunun etkinleştirmesi gereken önceki metinsel yapı, anlam üretiminin zorunlu ön koşuludur. Yazarlık ve özgünlük tartışmalarında metinlerarasılık edebiyat analizi merkezî bir konuma sahiptir. Roland Barthes'ın "Yazarın Ölümü" tezi, yazara özgünlük ve otorite atfeden geleneksel anlayışa karşı çıkar; anlamın üretimi okur-metin etkileşimine ve metnin diğer metinlerle ilişkisine açılır. Bu perspektif, edebiyat analizini biyografik yorum yerine söylemsel ağ analizine yönlendirmiştir. Comparatif edebiyat alanında metinlerarasılık edebiyat analizi, kültürlerarası etkileşimlerin ve edebi geleneğin aktarım mekanizmalarını incelemek için vazgeçilmez bir araçtır. Bir kültürün klâsik metinlerinin başka kültürlerin edebi üretimine nüfuz etme biçimleri, çeviri, uyarlama, parodürleme, tersine çevirme, metinlerarası analizin karşılaştırmalı boyutunu oluşturur. Dijital metin ortamında metinlerarasılık edebiyat analizi yeni boyutlar kazanmaktadır. Hiper-bağlantı (hyperlink) yapısı, metinsel göndermeyi okurun gerçek zamanlı seçimine bırakarak metinlerarası ilişkileri hem demokratikleştirmekte hem de belirsizleştirmektedir. Dijital edebiyat ve elektronik hipertekst kurgu türleri, metinlerarasılık kavramının teknik ve estetik boyutlarını bütünleştiren yeni analiz gündemleri ortaya çıkarmaktadır.