Avrupa Birliği'nin ithalata yönelik karbon vergisi AB uygulaması, yani Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, 2025 yılı başında tam yürürlük aşamasına girdi. Çelik, alüminyum, çimento, gübre ve elektrik sektörlerini kapsayan düzenleme, bu malları AB'ye ihraç eden üçüncü ülkelerdeki üreticileri doğrudan etkiliyor. Karbon vergisi AB mekanizması, ithalatçıların ihraç ettikleri ürünlerin karbon yoğunluğunu beyan etmesini ve AB Emisyon Ticaret Sistemi'ndeki karbon fiyatına göre hesaplanan sertifika satın almasını zorunlu kılıyor. Böylece AB içindeki üreticilere uygulanan karbon maliyetiyle rekabet dengesini korumak amaçlanıyor. Türkiye, söz konusu karbon vergisi AB düzenlemesinin en fazla etkilenen ticaret ortakları arasında yer alıyor. Çelik ve alüminyum ihracatının AB pazarındaki payı göz önüne alındığında, Türk ihracatçıların ek maliyet yüküyle baş başa kalacağı açık. Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin hesaplamalarına göre etkilenen sektörlerde yıllık maliyetin yüz milyonlarca dolar düzeyinde olabileceği tahmin ediliyor. Bu tabloya karşılık Türkiye'nin kendi karbon fiyatlandırma sistemini hayata geçirme çalışmaları hız kazandı. Ulusal karbon piyasası kurulursa ve fiyat düzeyi AB ile uyumlu hale gelirse, Türk ihracatçılar AB sınırında ek karbon sertifikası almak zorunda kalmayabilir. Bu seçenek, hem ticari hem de çevresel açıdan tercih edilen politika yolu olarak tartışılıyor. Diğer büyük ihracatçı ülkeler de benzer bir seçimle karşı karşıya. Çin ve Hindistan'ın tutumu, mekanizmanın küresel karbon fiyatlandırma mimarisini nasıl şekillendireceğini belirleyecek.