Köpek sahibi olmadan önce sabırlı bir insan olduğumu sanıyordum. Üç yıl önce bir köpek aldığımda bu kanı hızla çöktü. İlk hafta tüm çiçeklerimi yedi. İkinci hafta terliğimin birini saklamayı hobby edindi. Üçüncü haftada parkta tasmasından kurtulup yaklaşık yirmi dakika boyunca beni koşturttu. Köpekten sabır öğrenmek bunun gibi küçük krizlerle başladı bende. En çok anladığım şu oldu: köpekler biz ne zaman sinirlendiğimizi hissediyor. Onu eğitmek için yüksek sesle bağırdığım günlerde hiçbir şey öğrenmedi. Sakin kaldığımda, sesi kıstığımda, sabırla aynı şeyi tekrarladığımda bir şeylerin değiştiğini fark ettim. Sanki benim ruh halim onun öğrenme kapısını açıyordu ya da kapatıyordu. Bir gün veterinere giderken bayağı bir beklememiz gerekti. Köpek saatlerce beklemek zorunda kaldı, hiç şikayet etmedi. Yanında oturan hastalara meraklı meraklı baktı, kuyruk salladı, muayene sırasını bekledi. Ben telefona bakıyorken o, orada var olmakla meşguldü. O anı düşündükçe güldüm. Ben her şeyi hızlıca bitirmek istiyorum. O sadece şu anı yaşıyor. Köpekten sabır öğrenmek işte bu küçük anlarda oluyor. Şimdi eğitim seanslarında çok daha az sinirleniyorum. Bir şeyi beş kez anlatıyorum, yüz kez anlatıyorum, o gün olmadıysa ertesi gün tekrar deniyorum. Bazen beklediğimden çok geç öğreniyor ama öğrendiğinde o sevinci görmek her şeye değiyor. Üç yıldır beraber yaşıyoruz. Ben onu eğitmeye çalışıyorum ama asıl ben eğitiliyorum. Köpek bana şunu gösterdi: bir şeyin olmasını istedikten sonra onu hak etmek için beklemeyi öğrenmek, aslında en değerli beceri.