Kentsel tarım Türkiye araştırmaları, pandemi döneminde başlayan balkon ve çatı bahçeciliği ilgisinin yavaşlamak yerine kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ortaya koyuyor. Gönüllülük esasıyla oluşturulan kentsel tarım toplulukları ile belediye destekli paylaşımlı bahçe projeleri, büyük şehirlerde giderek daha geniş bir kullanıcı tabanına ulaşıyor. Kentsel tarım Türkiye trendinin sayısal boyutunu somutlaştıran bir araştırma, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'daki katılımcıların yüzde kırk sekizinin son iki yılda en az bir kentsel tarım pratiğine dahil olduğunu bildiriyor. Bu pratikler, pencere kenarı bitki yetiştirmekten balkon sebze bahçesine, ortak bahçe katılımından çatı sera projelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Belediyeler bu eğilimi desteklemek amacıyla çeşitli programlar oluşturdu. Kentsel tarım Türkiye politika haritasına bakıldığında; ücretsiz arsa kiralama, fide ve toprak desteği, uzman danışmanlık hizmetleri ve yenilebilir peyzaj düzenlemelerini kapsayan girişimlerin büyük şehirlerin büyük çoğunluğunda hayata geçirildiği görülüyor. Diyetisyen ve gıda politikası uzmanları kentsel tarımın beslenme güvenliği üzerindeki etkisini de tartışmaya açtı. Bireysel ölçekte taze sebze erişimini kolaylaştırması ve gıda fiyatı dalgalanmalarına karşı bir miktar tampon işlevi görmesi olumlu kazanımlar olarak belgeleniyor. Ancak kentsel tarım Türkiye potansiyelinin gıda sistemine yapısal bir katkı sunabilmesi için mevcut ölçeğin çok ötesinde büyüme gerektiği de hatırlatılıyor. Sürdürülebilirlik boyutundan bakıldığında kentsel tarımın yalnızca üretim miktarıyla değil, su yönetimi, biyoçeşitlilik desteği ve kentsel ısı adası azaltımı gibi ekosistem hizmetleriyle de değerlendirilmesi gerektiği araştırmacılar tarafından vurgulanıyor.