Hayatı değiştiren kitap deyince çoğu insan büyük, kalın, felsefi bir şey bekler. Benimki ince bir kitaptı. Öyle büyük bir ismi de yoktu. Ama o sabah okuduklarım bende bir şeyi değiştirdi. İşten ayrılmayı düşünüyordum. Uzun süredir. Ama korkuyordum. Güvence, gelecek, "ne yapacaksın" soruları. Bir sabah kahve yapıp balkona çıktım, o kitabı aldım. Biraz okuyayım dedim. Hayatı değiştiren kitap anı için çarpıcı bir şey beklemiyordum. Ama bir paragrafı okuyunca içimde bir şeyin yerine oturduğunu hissettim. Yazarın anlattığı bir karar anıydı. Korktuğu bir şeyi yapmayı seçtiği andı. Ve o andan sonra hayatının nasıl değiştiğini anlattı. Sıradan bir anlatım. Ama benim için sıradan değildi. Balkonda kahvem soğudu. Ben de fark etmedim. Kitabı kapattım. Aynı gün işe gittim, müdürüme randevu istedim. Üç hafta içinde ayrıldım. Hayatı değiştiren kitap meselesi bu kadar dramatik değil aslında. Kitap bir şeyi yaratmıyor. Zaten içinde olan, ama göremediğin bir şeyi gösteriyor. O kitap benim içimdeki cesareti gördürttü. Ben zaten biliyordum ne istediğimi, ama görmek istemiyordum. O sayfayı şimdi de hatırlıyorum. O paragrafı. Kelimesini tam bilmiyorum artık, ama etkisi var. Hayatı değiştiren kitap kelimelerinde değil, okuyucuyla buluşma anında yatıyor.