Sıfırın icadı matematikteki en büyük devrimlerden biri. Ama bunu söylediğinizde çoğu insan şaşırıyor: "Yani hiçliği mü icat ettiler?" Sıfırın icadı iki farklı şey demek. Biri sıfırı bir sayı olarak kabul etmek, diğeri sıfırı bir yer tutucu olarak kullanmak. İkincisi öncedir. Babiller ve Mayalar çok önceden "burada değer yok" anlamında bir sembol kullanıyordu. Ama bu sembol bir sayı değil, sadece pozisyonel bir işaretti. 102 yazarken orta sütundaki boşluğu işaretlemek için kullandıkları bir sembol. Sıfırı bir sayı olarak kabul eden ve üzerine matematiksel işlemler tanımlayan ilk medeniyet Hintliler oldu. Brahmagupta, MS 7. yüzyılda sıfırla toplama, çıkarma ve çarpmayı tanımladı. Bu devrimsel bir adımdı. Sıfırın icadı neden bu kadar önemliydi? Sıfır olmadan ondalık konum sistemi çalışmaz. 10, 100, 1000 yazabilmek için her pozisyonda yer tutucu bir sembol gerekir. Romalı rakamlar bunu yapamıyordu, bu yüzden Roma'nın matematik alanında büyük ilerlemeler kaydetmediği söylenir. MMXXVI gibi sayılar büyük hesaplamalarda kullanışsızdır. Cebir, kalkülüs, bilgisayar bilimi, bunların tamamı sıfır üzerine inşa edilmiş bir sayı sistemine dayanır. Bilgisayarların çalıştığı ikili sistem de 0 ve 1'den oluşuyor. Sıfırsız modern teknoloji hayal bile edilemez. Sıfırın icadı aynı zamanda felsefi bir sıçramayı da temsil eder: yokluğu bir kavram olarak ele almak ve üzerine işlemler yapmak. Hiçliğin matematiksel var oluşa kavuşması.