Dil öğrenme ilerleme göstergeleri söz konusu olduğunda, popüler söylemin sıklıkla başvurduğu ama yanıltıcı olabilen bir ölçüt öne çıkıyor: bir dili rüyada görmek. "Artık o dilde rüya görüyorum, demek ki öğrendim" cümlesi dil öğrenme topluluklarında sıkça geçiyor. Bu inanç neden bu kadar yaygınlaştı ve gerçekten ne anlama geliyor? Dil öğrenme ilerleme göstergeleri çerçevesinde rüya dilinin sınırlılıkları net. Rüya içeriği büyük ölçüde geride kalan anı izlerinden oluşuyor ve beynin rastgele bağlantılar kurmasından kaynaklanıyor. Bir dili rüyada görmek, o dile yoğun biçimde maruz kalındığını gösteriyor; ama dil yetkinliğini ölçmüyor. Uzun bir film izlemenin ardından o filme ait sahneleri rüyada görmek, filmi tam anladığınız anlamına gelmiyor. Gerçek dil öğrenme ilerleme göstergeleri çok daha işlevsel ölçütlere dayanıyor. Hedef dilde karmaşık talimatları anlama ve uygulama, soyut fikirleri ifade edebilme, anında düzeltme yapmadan akıcı konuşma ve yazılı üretimde dilbilgisel doğruluk, bunlar dil yetkinliğini gerçekten ölçen göstergeler. Dil edinimi araştırmaları altı farklı yetkinlik boyutunu tanımlıyor: dinleme, okuma, konuşma, yazma, söz varlığı ve dilbilgisi. Bu boyutlar eşit hızda gelişmiyor; biri güçlüyken diğeri geride kalabiliyor. Rüya dili bu altı boyuttan hiçbirini ölçmüyor. Bununla birlikte dil öğrenme ilerleme göstergesi olarak rüya dilinin bir işlevi var: motivasyon. Dili rüyada görmenin verdiği heyecan ve öğrenmeye devam etme isteği gerçek bir değer taşıyor. Ama bu motivasyon kaynağını gerçek bir yetkinlik ölçütü olarak sunmak yanıltıcı beklentiler yaratıyor ve ilerlemeyi değerlendirmek için daha güvenilir yöntemlerin önüne geçiyor.