Formalizm sanat teorisi, bir eserin estetik değerini içerikten bağımsız olarak biçimsel ilişkilerde arar. Clive Bell'in 'önemli biçim' (significant form) kavramı bu geleneğin temel taşıdır: renk ilişkileri, çizgi ritmi ve kompozisyon düzeni, izleyicide özgün bir estetik duygu uyandıran özelliklerdir; bu özellikler eser neyi anlattığından bağımsız değer taşır. Formalizm sanat teorisine yönelik içerik teorisi itirazları çok yönlüdür. Gombrich'in temsil ve yanılsama araştırmaları, biçimsel özelliklerle psikolojik tepkiler arasındaki ilişkinin kültürel bağlamdan soyutlanamayacağını ortaya koymuştur. Meyer Schapiro ise sanat nesnesinin maddi ve ideolojik belirlenimi olmadan salt biçimsel analiz yapmanın gerçekliği örtbas ettiğini savunur; böylece formalizm eleştirisi estetik felsefenin sosyoloji ve ideoloji eleştirisiyle kesiştiği bir zemine taşınır. Yöntemsel değerlendirme düzeyinde formalizm sanat teorisi ile içerik teorisi arasındaki seçim yalnızca epistemolojik değil, etik de bir tercihtir. Eserin üretildiği toplumsal koşullardan soyutlanmış bir okuma, söylemsel olarak apolitik görünürken güç ilişkilerini sanatın dolaşımından koparır. Bu çerçevede feminist sanat eleştirisinin formalist kanona yönelttiği ana itiraz, kanonik biçimsel kriterlerin cinsiyet-nötr görünümü altında erkek merkezli üretim koşullarını görünmez kıldığı argümanıdır. Uygulamalı eleştiride her iki yöntem saf hâliyle nadiren kullanılır; pragmatik hibrit okuma yaygındır. Monet'nin Nenüfar serisi gibi bir çalışmada renk titreşimlerinin biçimsel analizi ve seri üretim kararının sosyoekonomik koşulları eş zamanlı ele alınabilir. Yöntemin seçimi araştırma sorusuna yanıt vermeli, savunulabilir bir kuramsal tutarlılık içinde kalmalıdır.