Bağlanma teorisi Bowlby Ainsworth ikilisinin bilim tarihindeki birlikteliği, gelişim psikolojisinin en üretken işbirliklerinden birini temsil eder. John Bowlby'nin etoloji ve psikanaliz arasında kurduğu köprü, Mary Ainsworth'un sahaya taşıdığı deneysel metodolojilerle test edilmiş ve operasyonelleştirilmiş bir kuram bütünü ortaya çıkarmıştır. Bağlanma teorisi Bowlby perspektifinden bakıldığında, bağlanma davranış sistemi evrimsel bir uyum mekanizması olarak konumlanır. Bowlby tehdit veya stres altında çocuğun primer bakım verene yakınlık arayışının, öğrenilmiş bir tercihin ötesinde biyolojik olarak programlanmış bir sistem olduğunu ileri sürdü. Bu sistem, iç çalışma modelleri (internal working models) aracılığıyla bireyin kendilik ve diğerleri hakkında geliştirdiği temsilleri biçimlendirir; söz konusu modeller yetişkinlik ilişkilerine de transfer olan bilişsel-duygusal şemalar işlevi görür. Ainsworth'un Yabancı Durum prosedürü (Strange Situation Procedure), bağlanma örüntülerini davranışsal gözlem düzeyinde sistematize etmenin ilk ve hâlâ geçerliliğini koruyan aracıdır. Güvenli bağlanma (B tipi), kaygılı-kaçınmacı bağlanma (A tipi) ve kaygılı-dirençli bağlanma (C tipi) olmak üzere üç birincil örüntü tanımlanmıştır. Ana Bakım Görüşmesi (Adult Attachment Interview) ile Mary Main'in geliştirdiği dezorganize kategori (D tipi) ise bu çerçevenin önemli uzantılarıdır. Longitüdinal çalışmalar, erken bağlanma örüntülerinin ileriki yaşamda sosyal yeterlilik, duygu düzenleme kapasitesi ve psikopatoloji riski üzerindeki etkilerini belgelemiştir. Yüksek riskli örneklemlerde güvensiz bağlanma oranlarının artması ve dezorganize bağlanmanın disosiyatif belirtiler ile ilişkisi, bağlanma teorisinin klinik uygulamaya yansımasını destekleyen kanıtlar arasındadır. Nörobiyolojik entegrasyon açısından, bağlanma ilişkisinin erken dönemde sağ hemisfer gelişimini şekillendirdiği; HPA ekseni duyarlılığı ve oksitosin sisteminin bağlanma stilinden etkilendiği gösterilmiştir. Terapötik uygulamalar açısından bakıldığında bağlanma odaklı psikoterapiler, terapist ile danışan arasındaki ilişkiyi düzeltici bir bağlanma deneyimi olarak kullanmayı hedefler.