Animasyon filmi deneyimi diyince aklıma hep aynı sahne geliyor: Sinema salonunun ortasında, yanımda annem, perdede kareler birbirini kovalıyor. O gün izlediğim filmi tam hatırlamıyorum ama o his hiç silinmedi. Bir sahne vardı; küçük bir karakter yağmurda yürüyordu. Perdedeki o yağmur damlalarının nasıl çizildiğini, her birinin ayrı bir iz bıraktığını fark ettim. Sekiz yaşında bir çocukken animasyonun "yapıldığını" düşünmemiştim; gerçekti, oradaydı. Yıllar geçti. Üniversitede grafik tasarım okurken bir animasyon dersine girdim. İlk gün hoca şunu söyledi: "Her saniye en az 24 kare." O an o yağmur damlalarını hatırladım. Birinin, bir insanın, o her kareyi çizdiğini düşündüm. Saniyede 24 karar, 24 fırça darbesi, 24 seçim. O günden beri animasyon filmi deneyimi benim için sadece izlemek değil, görmek anlamına geliyor. İlk kez bir animasyon stüdyosunun arkasını gördüğümde ise asıl şok oradaydı. Bir belgeselde çalışanlar kameralara konuşuyordu. Birinin tek bir sahne için sekiz ay harcadığını anlattığı bölümde duraksadım. Sekiz ay. O sahne belki iki dakikaydı. Ben onu izlerken muhtemelen telefonuma bakıyordum. Kendi animasyon filmi deneyimimi daha bilinçli yapmaya karar verdiğimde küçük bir not defteri edindim. İzlerken not almak garip görünebilir ama benim için o defterdeki birkaç kelime, filmin en iyi fragmanı oldu. Karakterlerin gözlerinin nasıl hareket ettiğini, arka planın ne zaman bulanıklaştığını, müziğin sahneye nasıl oturduğunu yazdım. Böylece ikinci izleyişte çok daha fazla şey gördüm. Animasyon filmi deneyiminin bana öğrettiği en beklenmedik şey şu oldu: sabır. Ekranda akan o akıcı hareket, aslında binlerce küçük kararın birikimidir. Bir karakterin omzunu nasıl eğeceğini, gözlerini ne zaman kırpacağını, adımlarının ne kadar ağır olacağını biri düşünmüştür. O biri saatler harcamıştır. Ben o saatlerden sadece birkaç saniyeyi görürüm. Ama o birkaç saniye içinde bir insan emeği taşınır. Şimdi bir animasyon filmi izlerken önce hikâyeye, sonra karaktere, sonra arka plana bakıyorum. Arka plan çoğunlukla görmezden gelinir; oysa orada da biri çalışmıştır. Oradaki bir ağacın gölgesi, bir şehrin silueti, bir odanın pencere ışığı, bunların hepsi birileri tarafından düşünülmüş ve çizilmiştir. Animasyon filmi deneyimi, bu farkındalıkla birlikte bambaşka bir anlam kazandı benim için.