Leibniz monadoloji önceden kurulmuş uyum üçgeni, Leibniz'in felsefesindeki en özgün ve en tartışmalı metafizik tezlerinden birini oluşturmaktadır. Zihin-beden sorununu çözmek üzere inşa edilen bu sistem, Kartezyen düalizmin açmazlarına özgün bir yanıt geliştirirken yeni güçlüklere de kapı aralamaktadır. Monad kavramı, Leibniz'in ontolojisinin temel birimidir. Monadlar uzamsız, bölünemez ve birbirine geçilemeyen basit tözdür; "ne içi ne dışı olan, penceresiz" yapılardır. Her monad, evreni kendi perspektifinden algılar ve bu algı pencereye değil, kendi iç programlamasına dayanır. Maddi evrendeki görünür karmaşıklık, uzam, hareket, fiziksel nedensellik, temel düzeyde monadlar arası gerçek etkileşimden değil, her monadın içindeki algı dizisinin koordinasyonundan kaynaklanır. Bireyselleştirme ilkesi (principium individuationis), Leibniz monadoloji önceden kurulmuş uyum sisteminde kilit bir işlev görür. Her monad, tamamen bireysel özellikleriyle belirlenir; özdeş görünen iki nesne arasında bile ayırt edilemez olmaları imkânsızdır, bu "ayrılmazların özdeşliği" ilkesidir. Aristoteles'in bireyselleştirmede maddeye başvurduğu yerde Leibniz, tam belirli bireysel özü (haecceitas'ı andıran ama özsel biçimde farklı bir kavramı) benimser. Önceden kurulmuş uyum tezi şu güçlüğe karşı geliştirilmiştir: Monadlar birbirini etkileyemiyorsa, zihin ve beden neden uyumlu çalışmaktadır? Leibniz'in yanıtı, Tanrı'nın yaratılış anında tüm monadları birbirlerini yansıtacak biçimde programladığı yönündedir. İki saat analojisini kullanarak Occaeionalizm'den (Tanrı'nın her an müdahalesinden) ve gerçek nedensellikten (Spinozacı çözümden) ayrıştığını gösterir: Her iki saat kendi iç mekanizmasıyla aynı zamanı gösterir; ne birbirini iter ne de dışarıdan müdahale edilir, yalnızca başlangıçta mükemmel ayarlanmıştır. Monadlar hiyerarşisi de bu sistemin önemli bir katmanıdır. Basit monadlardan bilinç barındıran ruhlara, oradan da aperception (öz-farkındalık) kapasitesine sahip akıl sahibi monadlara uzanan bir hiyerarşi mevcuttur. Entelechy kavramı bu hiyerarşide her monadın kendi iç amacını gerçekleştirme kapasitesini tanımlar. Bu sistem hem etkili hem de geniş çaplı eleştirilere konu olmuştur. Voltaire'in hicivleri bu metafiziğin abartılı iyimserliğini hedef alırken, Kant'ın eleştirisi monadolojinin deneyime aşkın spekülatif bir dil kurduğunu, dolayısıyla bilgi teorisi açısından boş olduğunu ileri sürmüştür. Buna karşın Leibniz'in bireysellik anlayışı ve sürekliliğin süreksizlikten çıkarılamayacağı tezi, güncel analitik metafizikte hâlâ tartışılmaktadır.