Yayıncılık tekelleşme eğilimi, uluslararası yayıncılık sektörünün son otuz yılda geçirdiği yapısal dönüşümün en belirgin özelliklerinden biridir. Bertelsmann, News Corp ve HarperCollins, Hachette, Simon & Schuster gibi büyük gruplar birleşme ve satın almalar aracılığıyla hem küresel hem de yerel ölçekte pazar payını yoğunlaştırmıştır. Yayıncılık tekelleşmesinin ekonomik dinamiklerini anlamak için ölçek ekonomileri ve dikey entegrasyonun rolü merkezi bir çerçeve sunar. Büyük gruplar baskı, dağıtım, pazarlama ve perakende kanalları üzerindeki müzakere gücünü konsolide ederek birim maliyet avantajı elde eder; bu avantaj daha düşük satış fiyatı veya daha yüksek reklam harcaması biçiminde rakiplere karşı kullanılabilir bir kaldıraca dönüşür. Küçük yayınevlerine etkileri birkaç somut kanaldan akar. Dağıtım erişimi tarihsel olarak büyük grupların kontrolündeki kanallardan geçmektedir; bu yapı küçük yayınevlerinin sahaya ulaşma maliyetini artırır. Perakende rafında yer paylaşımı büyük yayınevleri lehine asimetrik biçimde çözülmektedir. Yazar tutumu ve avans gücü ise bireysel pazarlık kuvvetiyle orantılıdır; büyük gruplar yüksek avanslarla listenin üst sıralarındaki yazarları çekme kapasitesini korumaktadır. Bununla birlikte dijitalleşme, tekelleşme baskısını kısmen dengeleme potansiyeli taşıyan güçler de yaratmıştır. Bağımsız dijital dağıtım kanalları ve doğrudan okuyucuya satış modelleri küçük yayınevlerinin dağıtım darboğazını çevre ederek okuyucuya ulaşmasına imkân tanır. Bağımsız yayıncılık özellikle niş ve azınlık kültürü kitapları için orantısız bir kültürel değer üretmeye devam etmektedir; bu üretim piyasanın tekelleşen üst katmanlarının ilgisini çekmeyen alanları doldurur. Politika tartışmalarında yayıncılık tekelleşmesinin kültürel çoğulculuk ve fikir çeşitliliği üzerindeki uzun vadeli etkileri, yalnızca ekonomik rekabet politikasının değil medya çeşitlilik düzenlemelerinin de gündeminde yer almayı sürdürmektedir.