Aylık çöpü kavanoza sığdırma trendiyle ilk karşılaştığımda "imkânsız" diye düşündüm. Sosyal medyada bazı insanların bir yıllık atıklarını küçük bir kavanozda gösterdiğini görüyordum. Benim bir haftamın atığı bir torbayı dolduruyordu. Yine de denemek istedim. Kuralları belirledim: Tüm katı atıklar bu kavanoza gidecek. Organik atıklar kompost kovama. Geri dönüştürülebilecekler ayrıştırma kutusuna. Geriye kalan, gerçekten çöp olan her şey kavanoza. Birinci hafta korkunçtu. Aylık çöpü kavanoza sığdırma hedefine üç günde ulaştım. Kavanozu doldurdum. Durdum ve ne kadar atık ürettiğime dair hiç düşünmediğimi fark ettim. Yiyecek ambalajları, etiketten koparılan plastikler, blister ilaç ambalajları, bozuk bir şerit bant rulosu. Bunların hepsini hayatımda üretiyordum ama görmüyordum. İkinci hafta alışveriş davranışımı değiştirdim. Ambalajsız alternatifler aradım, cam kavanozlu ürünler tercih ettim. Aylık çöpü kavanoza sığdırma denemesi alışveriş kararlarımı doğrudan etkilemeye başladı. Üçüncü haftada kavanozum üçte bir dolmuştu. İyi bir ilerleme. Ama bir sorun çıktı: kırılan bir gözlük çerçevesi, pil, kullanamadığım ama geri dönüşüme de gitmeyecek bir nesne. Bunları nereye atacağım konusunda araştırma yapmam gerekti. Ayın sonunda kavanozu kapattım. Dolmuştu ama taşmamıştı. Bir önceki aylara göre dramatik bir düşüştü. Mükemmel değil, ama gerçek bir değişim. Aylık çöpü kavanoza sığdırma denemesi bana bir şeyi çok net gösterdi: ne kadar atık ürettiğimizi görmüyoruz. Görmek zorundayız. Kavanoz bu görünürlüğü sağladı. Gözle görülebilir bir hedef, gözle görülebilir bir motivasyon.