Bir orkestrada flüt bölümünün köşesinde oturan müzisyen bazen çok küçük bir enstrüman çıkarır ve salonun tiz sesini bir anda ona emanet eder. İşte bu küçük çalgı pikolodur. Flüt pikolo farkı görsel olarak hemen fark edilse de ikisi arasındaki ayrımlar çok daha derine uzanır. Flüt pikolo farkının en belirgin boyutu fiziksel büyüklüktür. Standart bir konser flütü yaklaşık 67 cm uzunluğundayken pikolo bunun yarısı kadardır; genellikle 30-32 cm arasında değişir. Pikolo çok daha küçük ve hafiftir; ancak bu küçüklük çalma tekniğine farklı bir zorluk katar. Ses aralığı açısından flüt pikolo farkı çok önemlidir. Konser flütünün ses aralığı genellikle orta oktav C'den başlar ve üç oktav kadar uzanır. Pikolo ise flütün yazıldığı notaları bir oktav tiz çıkarır; yani hem okunuş hem duyuluş arasında bir oktav fark vardır. Bu, pikolonun bir orkestraya katıldığında diğer çalgıların üstünden net biçimde duyulabilmesini sağlar. Ton kalitesi açısından da ikisi farklıdır. Flütün sesi yumuşak, yuvarlak ve orta ve alt bölgede oldukça dolgun bir renge sahipken pikolonun sesi parlak, keskin ve nüfuz edicidir. Doğru notaya basıldığında pikolo tüm bir orkestranın üstünden sizi duyurabilir. Flüt pikolo farkı teknik açıdan da kendini gösterir. Pikolo'da nüans çok daha güçtür; ses kontrolü flüte göre çok daha hassas bir embouchure (ağız şekli) gerektirir. Pek çok müzisyen pikoloyu flütten daha zor bir çalgı olarak niteler; ancak flüt bilgisi temel tekniği aktarır. Bir müzisyen genellikle önce flüt öğrenir ve daha sonra pikoloya geçiş yapar.