Bir yıl önce akıllı ev deneyimine tamamen dalmaya karar verdim. Ev otomasyonu videoları izliyordum, gece lambalar kendiliğinden sönüyor, kapılar sesle açılıyordu, çok cazip geliyordu. Kredi kartına birkaç ürün ekledim ve yolculuk başladı. İlk aldığım şeyler akıllı ampuller oldu. Renk değiştiren, parlaklığı ayarlanabilen türden. Telefon uygulamasından kontrol ediyordum. Üç gün sonra pili bitmeden telefonu bulmak yerine duvar düğmesine basmak daha kolay gelmeye başladı. Ampuller giderek dekorasyon olmaya başladı. Sonra akıllı priz sırası geldi. Kahve makinesini zamanlı çalıştırmak istiyordum. Sabah 7'de kahve hazır olsun diye kurdum. Harika! İlk hafta çok mutluydum. İkinci hafta uyanma saatim değişince prizdeki zamanlayıcıyı ayarlamak unutuldu ve kahve soğuyordu. Üçüncü haftada elle hazırlamaya döndüm. Akıllı kapı zili gerçekten işe yaradı. Kim geldiğini görmek ve uzaktan konuşmak pratik. Bu ürün hâlâ aktif kullandığım tek şey aslında. Robotik süpürge bir yıldır çalışıyor ama onu programlı çalıştırmayı üç ayda bir hatırlıyorum. Çoğu zaman manuel başlatıyorum, yani pahalı bir düğmeli süpürge oldu. Akıllı termostat kurdum. Evi öğrenmesi için iki hafta bekledi. Öğrendi de ama öğrendiği şey benim çok tutarsız bir programım olduğuydu. Şimdi manuel modda duruyor. Akıllı ev deneyiminden bir yıl sonra çıkardığım ders: akıllı ev ürünleri, alışkanlıkları zaten düzenli olan insanlar için anlam ifade ediyor. Programlarını biliyorlarsa, rutinleri sabit kalıyorsa teknoloji gerçekten hayatı kolaylaştırıyor. Benim gibi her gün farklı saatte uyanan, düzensiz yaşayan biri için ise bu ürünlerin büyük bölümü raf süsüne dönüşüyor. Harcamanın %80'i gerçek kullanımın %20'sini karşıladı.