"Kitap okumak istiyorum ama bir türlü başlayamıyorum" ya da "başlıyorum ama yarım bırakıyorum" diyenler için kötü bir haber: bu bir karakter sorunu değil. Okuma alışkanlığı kazanma, tıpkı diğer alışkanlıklar gibi, sistemli bir yaklaşım gerektirir. Okuma alışkanlığı kazanmanın önündeki en büyük engel çoğu zaman kitabın kendisi değil, okuma ortamının yokluğudur. Zihniniz henüz buna hazır değilken 300 sayfalık bir kitabın ortasına dalmaya çalışmak zorlaştırır işi. Küçük başlamak, bu yüzden gerçekten işe yarar. Günde 10 sayfa. Bu kadar. Yavaş görünüyor ama bir ayda 300 sayfa demek; yani bir kitap. Kitap seçimi de okuma alışkanlığı kazanmada kritik. Başlangıç için okumak zorunda hissettiğiniz kitapları değil, gerçekten ilginizi çekeni seçin. Klasik edebiyat, kişisel gelişim kitabı, popüler bilim, polisiye; tür önemli değil. Okuduğunuzda içinde bir şeyin canlandığını hissedebileceğiniz bir kitap, alışkanlığı pekiştirmenin en güçlü katalizörüdür. Belirlediğiniz bir okuma saati ya da yeri, alışkanlığı rutine entegre etmeye yardımcı olur. Yatmadan önce 15 dakika, sabah kahvesi eşliğinde birkaç sayfa ya da öğle aralarında küçük bir bölüm; bu ritüel, okumayı günün bir parçası haline getirir. Bir diğer pratik: kitabı elinizin ulaşabildiği yerde bırakmak. Çantanızda, yatakta başucu masasında, sofra yakınında. Telefon her yerde; kitap da öyle olabilir. Aradaki mesafeyi azaltmak, ihtimali artırır. Okuma alışkanlığı kazanmak için sayfa takibine takılmamak da sağlıklı bir tutum. Bugün 5 sayfa okuyabildiyseniz bu da bir şey. Alışkanlığın kırılgan dönemlerinde "hiç yoktan iyidir" yaklaşımı, sıfırdan başlamak zorunda kalmak yerine zinciri sürdürmenizi sağlar. Zincir bir kez yerleştikten sonra, sayfa sayısını artırmak çok daha kolay olacak.