Oyun kütüphanenize bakıyorsunuz: on yedi oyun, hepsi yüzde otuzun altında tamamlanma oranıyla yarım bırakılmış. Oyun yarıda bırakma konusunda kendinize karşı dürüst olmak zor olsa da aslında bu çok yaygın bir durum. Ve belki de düşündüğünüz kadar utanılacak bir şey değil. Bir oyunu yarıda bırakmak için en güçlü gerekçe: zamanınız değerli. Eğer oyun size keyif vermiyorsa, devam etmek için irade harcamak gerçek bir kayıp. Sonuna kadar götürmek için kendinizi zorladığınız her oyun, zevk alacağınız başka bir şeyden çaldığınız süredir. İkinci haklılaştırma yöntemi: oyun sizi tutamadı, bu sizin değil tasarımın sorunudur. Eğer bir saat sonra bırakmak istiyorsanız, oyun sizi yeterince çekmedi demektir. Oyun yarıda bırakma kararı, bazen çok geç olsa da iyi bir estetik yargı. Üçüncü yol: "Deneyimi yaşadım" demek. Bir oyunun atmosferini, müziğini, ilk birkaç saatini tattınız. Tüm içeriği tüketmeden de bir şeyler kazanmış olabilirsiniz. Özellikle hikaye ağırlıklı oyunlarda başı bitirmeden ortada kalmak bile bir perspektif sunar. Dördüncü gerekçe daha pratik: başka bir oyun bekliyorsa. Kütüphanenizde uzun süredir oynamayı planladığınız bir başlık varsa, mevcut oyunu zorlayarak sürdürmek yerine geçiş yapmak mantıklı olabilir. Oyun yarıda bırakma bazen sıradaki deneyime yer açmaktır. Peki hiç geri dönmeyecek misiniz? Belki döneceksiniz, belki dönmeyeceksiniz. Önemli olan oyunu bitirip bitirmediğiniz değil, oynadığınız süreçten keyif alıp almadığınız. Oyunlar tamamlanmak için değil, yaşanmak için var.