Elektrik faturası bir ay geldi, rakamı görünce neredeyse bağıracaktım. Eşim ve ben aynı anda birbirimize baktık. O gün akşam oturdum, evde enerji tasarrufu için ne yapabilirim diye araştırmaya başladım. Bir liste çıkardım, adım adım uyguladım. Geçen yılki aynı ay faturasıyla karşılaştırınca yüzde otuz düşüş görmek hem şaşırttı hem de cesaretlendirdi. Yaptığım ilk değişiklik eski ampulleri LED ile değiştirmek oldu. Geriye baktığımda bunu yapmak için neden bu kadar beklediğimi anlayamıyorum. Beş dakikalık bir işti. İkinci değişiklik bekleme modundaki cihazları prize takılı bırakmamak. Bu alışkanlık başta zorlu geldi; her gece priz düğmelerini kontrol etmek, sonra rutine girdi. Evde enerji tasarrufu yolculuğumun en ilginç adımı buzdolabının sıcaklığını kontrol etmek oldu. Ölçtüğümde gereksiz yere çok soğuk çalıştığını fark ettim. Üç-dört derece yukarı ayarlamak hem gıdalar için daha uygun hem de tüketimi düşürdü. Çamaşır makinesini gece yarısı çalıştırmaya geçtim, saatlik tarifeyi kullanan bir abonelik seçtim. Bu tek kalem için ayda hatırı sayılır bir tasarruf sağladı. Bunun yanında tam dolmadan makineyi çalıştırma alışkanlığımdan da vazgeçtim; bu hem su hem elektrik tasarrufu demekti. Pencere fitillerini kontrol ettirdiğimde bazı yerlerde hava kaçağı olduğunu gördük. Fitil değişimi kış ısınma masrafını belirgin şekilde düşürdü; bu değişikliğin bedeli kendini ilk kış ayında çıkardı. En beklenmedik tasarruf ise kombi bakımı yaptırmaktan geldi. Düzensiz çalışan bir kazan ne kadar fazla yakıt harcıyormuş, fark etmemişim. Evde enerji tasarrufu için bazen teknik bakım kadar basit bir şey de belirleyici olabiliyor. On değişikliğin sonunda ortaya çıkan tablo şu: yüzde otuz daha düşük elektrik, yüzde yirmi daha düşük doğalgaz faturası. Bu rakamlar on iki ay sonunda ciddi bir tutara karşılık geliyor. Hem cüzdan hem de küçük de olsa çevre için iyi bir adım.