Blender 3D animasyon render sürecim on iki saatlik bir beklemeyle noktalandı. Bilgisayarı render'a bıraktım, uyudum, sabah uyandım, gördüm. Sahne basitti: dönen bir küp, bir ışık kaynağı, gölge. Ama benim dönen kubüm, benim ışığım, benim saatlerimde kurduğum sahneydi. Render tamamlandığında video dosyası oluşmuştu. Açtım, oynadım. Blender 3D animasyon render ilk denemem olarak görkemli değildi. Küp yavaş dönüyordu, render gürültüsü vardı, piksel pürüzlülüğü denen o dijital grenler her karede belirgin duruyordu. Ama hareket ediyordu. Ben bir şey yaratmıştım ve o şey hareket ediyordu. Blender öğrenme süreci çok dik bir eğri. Arayüz ilk açıldığında panik yaratan onlarca panel, tuş kısayolları, yabancı terimler. Modelleme ayrı, rigging ayrı, animasyon ayrı, render ayarları ayrı. Her biri kendi başına bir dal. Blender 3D animasyon render için en önemli öğrendim şey sabır. Render süresi bilgisayara ve sahnenin karmaşıklığına göre dakikalardan günlere uzanabilir. İlk zamanlar her yeni nesne eklediğimde "bu ne kadar sürer?" diye düşünürdüm. Hesaplamayı öğrenmek ayrı bir beceri. O küpten bu yana çok şey yaptım. Ama o ilk render'ı, o on iki saatin sonunda açtığım o video dosyasını unutamıyorum. Yaratmanın verdiği his boyutu ne olursa olsun değişmiyor.