Lise fiziğinde yerçekimini kuvvet olarak öğrendim. İki cisim arasında bir çekim kuvveti var, formülü var, hesaplanıyor. Tamam, anladım, geçtim. Yıllar sonra genel görelilik konusunda bir şeyler okurken yerçekimi geometri genel görelilik kavramıyla karşılaştım. Einstein'ın anlattığı şey şuydu: yerçekimi bir kuvvet değil, kütleli cisimler uzay-zamanı büküyor ve diğer cisimler bu bükülmüş geometri içinde hareket ediyor. Bu fikir beni ilk anda sarstı. Kuvvet yoktu. Hiçbir şey hiçbir şeyi "çekmiyordu." Sadece uzay-zaman eğriliydi ve cisimler bu eğriliği takip ediyordu. Yerçekimi geometri genel görelilik meselesi buydu. Zihinsel görselleştirme için lastik bir yüzey hayal ettim. Ortasına ağır bir top koyunca yüzey çöküyor. Küçük bir bilye bu çöküntü boyunca yuvarlanıyor, sanki büyük topa "çekiliyormuş" gibi ama aslında eğik yüzeyi takip ediyor. İşte bu. Peki Dünya'da düşen elmayı nasıl açıklıyor? Elma ve Dünya birbirini çekmiyorlar, Dünya'nın kütlesi zamanı da büküyor. Elmayı aşağı "çeken" şey aslında zamanın yavaşlamasına doğru olan eğilim. Bu, anlayabildiğimden daha derin bir fikir. Yerçekimi geometri genel görelilik kavramı benim için fiziğe yeniden bakmak demek oldu. Ezberlenmiş formüller yerine gerçekten "neden" sorusunu sormayı başlattım. Her şey anlaşılır olmak zorunda değil ama anlaşılmak için çaba harcamaya değer.