Yerli bitki dayanıklılık yanılgısı, bahçecilik kültüründe giderek yaygınlaşan ama aşırı basitleştirilmiş bir inanışa dönüşüyor. "Yöreye özgü bitki al, kolay yetişir" mantığı, yerli bitkileri bakımsız ve önemsiz bir kategori olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım hem bitkilere hem de bahçecilere zarar veriyor. Yerli bitki dayanıklılık yanılgısının temelinde habitat kavramının yanlış anlaşılması yatıyor. Bir bitki belirli bir bölgeye özgü olabilir; ama bu, o bölgedeki her koşulda büyüyebileceği anlamına gelmez. Anadolu'ya özgü bir ada çayı, kendi doğal habitatında kayalık, iyi drene olmuş toprakları sever. Şehirdeki bir saksıda ya da ağır killi bir bahçe toprağında ise kök çürümesiyle karşılaşabilir. Yerli bitki dayanıklılık yanılgısı ikinci olarak sulamayı etkiliyor. "Yöresel bitkiye su vermene gerek yok" anlayışı, kuruluk dönemlerini veya genç bitkilerin adaptasyon sürecini göz ardı eder. Toprak üstündeki bitki köklenmeden önce düzenli sulama ister; bu yerli ya da egzotik bitki için de geçerlidir. Bahçıvanlar her bitkinin kendi mikrohabitatını tanımak ve karşılamak zorundadır. Yerli bitki seçimi bahçenize uyumu kolaylaştırabilir; ama bakım sürecini tamamen ortadan kaldırmaz. Yanlış lokasyon, yanlış toprak ya da yanlış sulama ile bir yerli bitki de söner. Yerli bitkilerin gerçek avantajı, su tasarrufu, yerel fauna uyumu, daha az kimyasal ihtiyacı, dikkatli ve bilinçli yetiştiriciliği hak ediyor. Bu avantajı görmezden gelen koşulsuz dayanıklılık efsanesi ise bitkiyi ve bahçıvanı hayal kırıklığına mahkum eder.