Kişisel renk paleti diye bir şeyin var olduğundan on yıl boyunca haberim yoktu. O on yılda gardırobumda ağırlıklı olarak siyah, lacivert ve gri vardı. Seçim yapmayı kolaylaştırıyordu. Ama bir gün bir makyaj sanatçısı kadın, tenime yakın bir kumaş parçası tuttu ve "bakın, renginiz ne kadar aydınlandı" dedi. Kişisel renk paleti o gün hayatıma girdi. Başlangıçta şüpheciydim; renklerin benim tenime göre değişmesi ne kadar gerçek olabilir? Sonra denedim. Sıcak renkler mi, soğuk renkler mi diye test ettim. Sonbahar mı, ilkbahar mı, kış mı, yaz mı diye sınıflandırmalar okudum. Benim kişisel renk paletimde sıcak tonlar galip çıktı; zeytin yeşili, hardal sarısı, terra cotta, yakık turuncu. Bunları denediğimde bir şey oldu: insanlar "güzel görünüyorsun" yerine "dinç görünüyorsun" demeye başladı. Fark bu. Kişisel renk paleti bulmak önce gözlem gerektirir. Hangi renklerde fotoğraflarda daha iyi görünüyorsunuz? Hangi renkli kıyafetle giyinince insanlar daha fazla yorum yapıyor? Bu sorular basit ama cevapları çok şey anlatıyor. Paletimi bulunca alışveriş de değişti. Artık "şu an moda" olan her rengi almıyorum. Bana yakışan renk paletine girenleri alıyorum. Bu sadece estetik değil, aynı zamanda ekonomik; çünkü aldığım her parça birbiriyle uyuşuyor. On yıllık siyah-gri dönemini pişman değilim; ama o makyaj sanatçısı kadını erken tanımış olmayı isterdim.