CBAM karbon sınır mekanizması, Avrupa Birliği'nin Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında yürürlüğe koyduğu ve karbon fiyatlaması olmayan ülkelerden AB pazarına yapılan ithalata karbon maliyeti yükleyen bir ticaret politikası aracıdır. 2023'te başlayan geçiş dönemi 2026'da tam uygulamaya geçiş öngörmekte olup kapsam dışı sektörlerin dahil edilmesiyle mekanizma genişleyecektir. CBAM karbon sınır mekanizmasının mevcut kapsam dahilindeki sektörler şunlardır: çelik ve demir, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen. Bu sektörlerde AB'nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) altındaki karbon fiyatını yansıtan CBAM sertifikası satın alınması zorunlu olacaktır. Ekim 2023 itibarıyla sertifika ücreti AB ETS piyasa fiyatıyla doğrudan bağlantılıdır; bu fiyat 2023-2025 döneminde €45-90/ton CO₂ aralığında seyretti. Türkiye, ihracat sepetinin yapısı nedeniyle CBAM karbon sınır mekanizmasından en çok etkilenecek ekonomilerden biri olarak değerlendiriliyor. Demir-çelik sektörü AB'ye toplam ihracat içinde belirleyici bir paya sahiptir. Türk çelik sektörünün karbon yoğunluğu ton çelik başına yaklaşık 1.8-2.2 ton CO₂ olarak tahmin edilmektedir; bu, Avrupa üreticilerinin gerisindedir. CBAM yükümlülükleri fiyat rekabetçiliğini dolaylı olarak aşındıracaktır. CBAM uyum stratejileri sektör bazında farklılaşır. Çelik üreticileri için elektrik ark fırınına (EAF) geçiş ve yüksek fırın süreçlerinin yeşil hidrojene entegrasyonu uzun vadeli karbon yoğunluğu azaltım yolu olarak tanımlanıyor. Gübre sektöründe ise amonyak üretimindeki doğalgaz tüketiminin mavi ya da yeşil hidrojenle ikame edilmesi gündeme gelmektedir. CBAM karbon sınır mekanizmasının metodolojik boyutunda ilave ve doğrudan/dolaylı emisyon ayrımı belirleyicidir. CBAM hesaplamalarında yalnızca ürün üretim sürecine atfedilen doğrudan emisyonlar esas alınmaktadır. Bu muhasebe yaklaşımı, elektrik tüketiminden kaynaklanan dolaylı emisyonları mekanizmanın dışında bırakarak bazı sektörler için beklenmedik bir avantaj yaratabilmektedir.