Karadeniz oksijen azalması sorunu, Bulgar ve Türk araştırma kurumlarının ortak ölçüm kampanyasından çıkan yeni verilerle yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Bulgular, su kütlesinin orta katmanlarındaki çözünmüş oksijen konsantrasyonunun son on yılda yüzde on yedilik bir gerileme kaydettiğini gösteriyor. Karadeniz oksijen azalması meselesinin arka planında denizin özgün hidrolojik yapısı yatıyor. Yüzey suyuyla dip suyunun belirli derinlikten sonra neredeyse hiç karışmaması, oksijenin alt katmanlara taşınmasını doğal olarak kısıtlıyor. İnsan kaynaklı baskılar bu süreci hızlandırıyor: tarım alanlarından gelen azot ve fosfor yükü su yüzeyinde yoğun alg üremine zemin hazırlıyor, alglerin çürümesi ise kalan oksijeni tüketiyor. Türkiye kıyılarında gerçekleştirilen örnekleme noktalarından elde edilen Karadeniz oksijen azalması verileri, Sinop açıklarında özellikle belirgin bir düşüşe işaret ediyor. Balıkçılık açısından kritik öneme sahip bazı türlerin bu bölgedeki popülasyon yoğunluğunun azalması, sahil kasabalarındaki küçük ölçekli balıkçıları ekonomik baskı altına alıyor. Bulgular üzerine görüş bildiren deniz biyologları, aksiyonun ertelenmesi durumunda oksijensiz bölgelerin yüzey katmanlarına doğru yükselebileceğini ve bunun geri döndürülmesi güç bir ekolojik bozulmaya yol açacağını belirtiyor. Öncelikli müdahale alanı olarak nehir havzalarından Karadeniz'e ulaşan tarımsal atık su yükünün azaltılması gösteriliyor. Konunun çok taraflı boyutu, çözümü karmaşık kılıyor. Karadeniz'i çevreleyen altı ülkenin koordineli hareket etmesini gerektiren bu süreçte mevcut iş birliği mekanizmalarının yetersiz kaldığı yönünde kaygılar dile getiriliyor.