Evrim ilerleme yanılgısı, biyoloji eğitiminin ve popüler bilim anlatısının yıllarca ürettiği ve bir türlü temizleyemediği bir kavramsal kirlilik alanıdır. Evrim, amaçsız, yönsüz ve "daha iyiye doğru" gitme hedefi olmayan bir süreçtir. Buna karşın, "ilerleme" çerçevesi bu süreci anlatmada şaşırtıcı derecede ısrarlı biçimde kullanılmaya devam eder. Evrim ilerleme yanılgısının kökleri tarihseldir. 19. yüzyıl Avrupası, hem biyolojik hem de toplumsal süreçleri "gelişme" ve "ilerleme" kavramlarıyla okumaya meyilliydi. Darwin'in teorisi bu dönemde şekillendi ve zaman zaman bu toplumsal çerçeveyle iç içe geçti. Teorinin asıl içeriği ise böyle bir hiyerarşi önermez. Doğal seçilim yalnızca şunu söyler: Mevcut çevrede üremede avantaj sağlayan özellikler, nesiller boyunca popülasyonda daha yaygın hale gelir. Hangi özelliğin avantajlı olduğu, çevreye göre değişir. Çevre değiştiğinde dün avantajlı olan özellik yarın dezavantaja dönüşebilir. Burada bir yön, bir hedef veya bir amaç yoktur. Evrim ilerleme yanılgısı pratik zararlara da yol açar. Bir organizmayı "daha az evrimleşmiş" olarak nitelendirmek biyolojik açıdan anlamsızdır; her canlı, kendi çevresine uyum açısından değerlendirilmelidir. "İnsan, evrimin zirvesidir" gibi ifadeler ise bu yanılgının en belirgin ve en tehlikeli biçimidir; sosyal Darwinizm'in ve ırkçı teorilerin beslendiği zemine kapı aralar. Öğretim sürecinde bu yanılgının kökleşmesini engellemek mümkündür. Evrimsel süreçleri ağaç ve çalı metaforlarıyla görselleştirmek; "daha gelişmiş" yerine "mevcut çevreye daha uyumlu" gibi ifadeleri tercih etmek; ve evrimsel uyumun hangi bağlamda tanımlandığını açıkça belirtmek, bu konuda somut adımlardır. Evrim ilerleme yanılgısını düzeltmek, teorinin gücünü azaltmaz. Aksine, daha doğru anlaşılmasını sağlar ve yanlış uygulamalardan korur.