100 üzerinden 85 alan öğrenci bir şeyler öğrendi mi? 60 alan öğrenci hiçbir şey öğrenmedi mi? Not sistemi eleştiri bu soruları sormakla başlıyor ve cevapların ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor. Not, belirli bir anda, belirli bir biçimde ölçülen performansın sayısal özeti. Bu ölçümün ne kadarı gerçek öğrenmeyi yansıtıyor? Ezber kapasitesi, sınav kaygısı yönetimi, öğretmenin beklentilerini okuma becerisi ve sınav günündeki rastlantısal koşullar, bunların tamamı nota dahil. Oysa merak, eleştirel düşünce, transfer becerisi, bir konuyu farklı bağlamlarda uygulayabilme, bu tabloda büyük ölçüde görünmez kalıyor. Not sistemi eleştiri bağlamında bir başka sorun, notun güdümleme üzerindeki etkisi. Araştırmalar, harici ödüllerin iç motivasyonu zayıflatabileceğini defalarca gösterdi. Yüksek not almak için çalışan öğrenci, öğrenmenin kendisinden zevk almayı zaman içinde kaybedebiliyor. Not kaygısı, merakın önüne geçiyor. Uyum ödüllendirmesi boyutu ise daha az tartışılıyor. Sınıfta sorgulamayan, öğretmenin cevabını tekrar eden, statükoya uyan öğrenci çoğunlukla daha yüksek not alıyor. Orijinal düşünen, sınır zorlayan, hatta yanılarak öğrenen öğrenci ise sistematik olarak dezavantajlı konumda. Not sistemi eleştiri bu açıdan eğitimin kendi hedeflerine karşı çalıştığını söylüyor. Alternatifler var: Portfolyo değerlendirmesi, süreç odaklı geri bildirim, tartışma tabanlı ölçme, öz değerlendirme. Bunların hepsi daha emek yoğun ve ölçeklenmesi zor; ama öğrenmeyi çok daha doğru temsil ediyorlar. Notu tamamen kaldırmak mümkün olmayabilir; ama tek ölçüt olmaktan çıkarmak hem mümkün hem zorunlu.