Dijital ürünler varsayılan olarak genç, görme keskinliği tam ve ince motor becerileri yeterli bir kullanıcı için tasarlanıyor. Bu varsayım bir tercih değil, bir dışlama mekanizması. Yaşa uygun tasarım; yeterli kontrast, büyütülebilir metin, geniş dokunma alanları ve net gezinme yapısı gibi unsurları kapsıyor. Bunların hiçbiri devrimci değil, hepsi temel. Sayılar durumun ciddiyetini ortaya koyuyor: Türkiye'de 65 yaş üzeri nüfus 2023 itibarıyla toplam nüfusun %9,7'sine ulaştı ve artmaya devam ediyor. Bu segment, dijital hizmetlerin hedef kullanıcı tanımlarına sistematik biçimde dahil edilmiyor. Bankacılık uygulamaları, kamu hizmet portalları, sağlık platformları, hepsinde yaşlı kullanıcı ya görünmez ya da 'özel mod' adı altında ayrıştırılmış, kısıtlı bir deneyime yönlendiriliyor. Kök sorun tasarım kararlarını veren ekiplerin demografik homojenliğidir: Yaşlı kullanıcı deneyimi masanın etrafında temsil edilmiyor. Kullanıcı testi yapılsa bile katılımcı havuzu çoğunlukla 18-45 yaş aralığından seçiliyor. AB'nin Erişilebilirlik Yasası, kamu hizmetlerini ve belirli ticari uygulamaları kapsamına alıyor. Ancak özel sektörün büyük bölümü düzenleyici baskı olmaksızın bu standardı benimsemiyor. Çözüm teknik değil yönetimsel: Yaşa uygun tasarımı bir proje tamamlama kriteri olarak tanımlamak, bağımsız kullanıcı testine yaşlı katılımcıları dahil etmek. Bunu varsayılan yapmak düzenleyici bir zorunluluk haline gelmeden değişmeyecek.