Depremi haber olarak değil, bizzat yaşadım ve 24 saat içinde deprem gönüllülük sahasına gittim. Bu deneyimi yazmanın doğru zamanı geçiyordu, ama yazılması gerekiyor çünkü o 72 saat insanı kökten değiştiriyor. Deprem gönüllülük sahasına vardığımda beklentim net görevler almak, organize olmak ve çalışmaktı. Gerçekte kaos vardı, organize kaos demek daha doğru. Herkes bir şey yapıyor ama kimse tam olarak ne yapıldığını bilmiyordu. İlk saat bu kaosta konumumu bulmak için geçti. En çok yaptığım şey taşımak oldu. Yiyecek taşımak, battaniye taşımak, moloz arasında içeride olanlara haber ulaştırmak. Fiziksel olarak çok ağırdı ama bu ağırlık beni zemine bastırıyordu, düşünmeme engel oluyordu, ki bu iyi bir şeydi o saatlerde. Deprem gönüllülük sahasında gördüğüm en güçlü şey insanlık kapasitesiydi. Hiç tanışmamış insanların birlikte çalışması, birinin ağlamasına izin verip sonra tekrar iş başı yapması. Bu anları o an anlayamıyorsunuz tam, sonradan anlıyorsunuz. Ev döndüğümde bir hafta uyku düzenim bozuktu. Gözlerimde o görüntüler vardı. Ama bir şey değişmişti içimde, önceliklerin neliği hakkında çok daha net bir duygu. Deprem gönüllülük sahasında geçirilen o 72 saat, ne düşündüğünüzü değil, kim olduğunuzu gösteriyor.