Özel ders verme deneyimi, bir öğrenciye öğretirken aslında kendim öğrendiğimi gösteren bir süreç oldu benim için. Üniversite birinci sınıfta para kazanmak için başladım. İlk öğrencim lise ikinci sınıf, matematik konuları. İlk derste soruyu kendim çözdüm, anlattım, öğrenci baktı, anlamadı. Farklı anlattım, yine anlamadı. Birkaç saat sonra eve dönerken düşündüm: "Ben bu konuyu gerçekten anlıyor muyum?" Anlıyordum, ama anlatamıyordum. Çünkü konuyu o kadar otomatik işliyordum ki nerede zorlandığını göremiyordum. Özel ders verme deneyiminin en büyük öğretisi bu oldu: bir konuyu gerçekten anlamanın sınavı, onu başkasına anlayabiliyor olmak. Ben bunu üç yılda öğrendim. Öğrenciler çok farklı sordu. Bazı sorular beni durdurdu, "bunu hiç böyle düşünmemiştim" dedirtti. Bu durdurma anları benim en hızlı öğrendiğim anlardı. Bir de sabır öğrendim. Hızlı anlamayanlar için hızlıca sinirlenirdim başta. Sonra fark ettim: anlamama genellikle benim açıklama biçimimle ilgiliydi. Bunu kabullendiğimde hem öğrencilerim daha hızlı ilerledi hem ben daha iyi anlattım. Üç yıl sonra o ilk öğrenciye karşılaştım, liseden mezun olmuştu. "O matematik derslerini hatırlıyorum" dedi. Ben de hatırlıyorum. O dersler beni de yetiştirdi.