Wittgenstein özel dil argümanı, Felsefi Soruşturmalar'ın (Philosophische Untersuchungen) 243-315. paragraflarında geliştirilmiş olan ve dil felsefesinin seyrini belirleyici biçimde dönüştüren bir argüman silsilesidir. Argüman, yalnızca bir kişinin bileceği ve içsel deneyimlere doğrudan referans vereceği bir dilin, özel bir dilin, mümkün olmadığını ileri sürer. Wittgenstein özel dil argümanının çıkış noktası şudur: Dil, kullanımın toplumsal kurallar tarafından düzenlendiği bir pratiktir. Bir terimin anlamlı olabilmesi için doğru ve yanlış kullanım arasında bir ayrımın mevcut olması gerekir. Oysa içsel deneyimlere dair özel bir dilde bu ayrımı kurmanın bağımsız bir ölçütü yoktur; kişi kendisini her seferinde doğru sanabilir; bu da doğru sanmanın doğru olmakla aynı şeye geleceği anlamına gelir. Bir kural izliyormuş gibi yapmak kural izlemek değildir. Argümanın epistemik sonuçları birkaç önemli boyut içerir. Birincisi, Kartezyen iç gözlem önceliği varsayımı sorgulanır hale gelir; zihinsel terimler kamuya açık kullanım bağlamında anlam kazanır, doğrudan iç erişim yoluyla değil. İkincisi, bilinç felsefesi için önemli bir güçlük ortaya çıkar: Ağrı, renk deneyimi veya kas duyumu gibi fenomenal nitelikler hakkında konuşurken kullandığımız dilin işleyişi açıklanmak zorunda kalır. Üçüncüsü, dilin anlam teorisine ilişkin empirist temelleri, özellikle anlam ile özel duyum arasındaki doğrudan referans ilişkisi, aşındırılır. Kripke'nin Wittgenstein yorumu (Kripkenstein olarak da anılır) argümanı kural izleme paradoksu etrafında yeniden çerçeveledi. Bu yoruma göre asıl sorun, herhangi bir geçmiş davranışın ya da zihinsel halin gelecek uygulamaları tekil olarak belirlediğini gösteremedeki yetersizliktir. Bu okumanın ortak bir yanıt cemaatini anlamın temeline yerleştirip yerleştirmediği ise hâlâ tartışma konusudur. Çağdaş felsefede özel dil argümanı fenomenoloji ile analitik felsefe arasındaki diyaloğun kesiştirme noktalarından biri olmayı sürdürmektedir. Zihin felsefesindeki işlevselci ve dışsalcı (externalist) yaklaşımlar bu argümanı farklı yorumlarla devralmış ve bilişsel bilimler bağlamında yeniden işlemiştir.