10.000 adım hedefi uygulamaya koymak bir iddiadan doğdu. Arkadaşım yapabilirsin demişti, ben de yapabilirim dedim. Otuz gün bağlandım. Birinci hafta kolaydı. Zaten aktif biriyim, adımlar için fazla plan yapmak gerekmedi. On bininci adımı öğle saatinde atıyordum. Gece rahat. İkinci hafta program yoğunlaşınca zorlaştı. Masabaşı gün, çok yürüme olmadı. Akşam sekizde bakıyorum, altı bin adım. Gece yürüyüşüne çıktım. Aynı şeyi üç kez yapınca fark ettim: 10.000 adım hedefi plansız olmuyor. Çözüm bulmak zorunda kaldım. Sabah otobüs durakları değiştirdim, bir durak yürüdüm. Öğle arasında on beş dakika blok turu attım. Bu küçük değişiklikler adımları sekiz bine kadar getirdi. Akşam bin beş yüz adım eklemek yeterli oluyordu. Otuzuncu günün sonunda ne değişti? Kilo değişmedi, ya da fark edilir biçimde değişmedi. Uyku kalitesi iyileşti. Bunu ölçmek zor ama daha kolay uyudum, daha az uyanarak. 10.000 adım hedefinin bana asıl öğrettiği şey planlama. Hareketlilik planlamak gerekiyor, kendiliğinden gelmiyor. Bu farkındalık devam ediyor. Otuz günden sonra zorla 10.000 atma baskısı kalktı. Ama on binli günler daha sık oldu. Nedeni: yürüme alışkanlığına girince, kısa yürüme seçeneğini seçiyorsun. Market yakınsa yürü, iki durak öncede in. Bunlar artık refleks.