İnsan evrimi klişeleri arasında en dirençli olanı, şüphesiz "mağara adam" imgesidir. Kürklü, kambur, sopa taşıyan bu figür; reklam kampanyalarında, çizgi filmlerde ve popüler kültürde evrenin başından beri oradaymış gibi durmaya devam eder. Oysa paleoantropologların ortaya koyduğu tablo çok daha karmaşık ve çok daha ilgi çekicidir. Insan evrimi klişeleri, büyük ölçüde görsel temsil sorunuyla beslenir. İnsan evrimini anlatan "maymundan insana" dizisi çizimleri, evrimsel süreci doğrusal bir ilerleme olarak sunar. Bu çizim yanlıştır: Evrim ağaç şeklinde değil, çalı şeklinde ilerler; paralel dallar, açmazlar ve sona eren kollar içerir. Homo sapiens, uzun bir evrimsel çalının günümüze ulaşabilen tek dalıdır. "Mağara insanı" imgesi de birçok açıdan sorunludur. Paleolitik dönemin büyük çoğunluğu, mağaralarda değil açık alanda ve geçici sığınaklarda geçirilmiştir. Mağara resimleri varlığı biliniyor olsa da bu, dönemin insanlarının mağaralarda yaşadığını değil; bazı kaya yüzeylerini kültürel amaçlarla kullandığını gösterir. Neandertal'lere yönelik klişeler de insan evrimi klişeleri tartışmasında önemli bir yer tutar. "Kaba ve aptal" Neandertal imgesi, günümüz araştırmalarıyla büyük ölçüde çökmüştür. Cenaze ritüelleri uyguladıkları, hasta bireylerle ilgilendikleri ve sembolik düşünme kapasitelerine dair kanıtlar mevcuttur. Bu klişelerin neden bu denli dirençli olduğunu anlamak önemlidir. İnsan evrimi klişeleri, karmaşık bir bilimsel süreci anlayışlı bir hikayeye sığdırma ihtiyacından doğar. Beyin, belirsizlik yerine anlatı tercih eder. Ama bu tercih, doğruluktan ödün verilerek karşılandığında bilim iletişimi zarar görür. Çözüm, klişelerin yerine doğru ama erişilebilir anlatılar koymaktır. Evrimsel biyoloji, hem çarpıcı hem de gerçek hikayelerle dolu bir alandır. Bu hikayelere ulaşmak için mağara adam imgelerine ihtiyaç yoktur.